Dışarıdan gelen özgürlük yoktur. Hiç kimse hiçbir zaman, kimseye özgürlüğünü hediye etmemiştir. Böyle bir özgürlüğe bizim ihtiyacımız da yoktur. Her halk, özgürlüğünü kendisi kazanmak zorundadır, aksi taktirde yok olacaktır. O kendi içinde güç bulmak zorunda ve bunu yapabilmesi için de adını, kökenini, geçmişini, şimdi ve geleceğini bilmek ve bu değerlere saygı duymak zorundadır. Bizim Müslümanlar olarak utanacak bir şeyimiz yok, onlar ise bize bazı suç duyguları, kompleksleri iftira etmeye çalışıyorlar.
Savaş öncesi, 10-15 sene evvelki zamanı hatırlıyor musunuz? O zaman burada hepsini sayamayacağım Ahmet, Muhammed, Salih isimleri değil, suni, plastik yabancı isimler veriliyordu. Bizler kendimize ait güzel isimlerden vazgeçiyor ve çocuklarımiza acayip isimler koyarak, kökenimizden kaçmak ve bu isimler arkasında saklanmak istiyormuş gibi yapıyoruz. Sanki suçluymuşuz gibi. Sosyalist Bulgaristan'da Müslüman isimler konulamayacağını hükmeden kanun getirilmişti, Yugoslavyada ise böyle bir kanun olmadığı halde insanlar Müslüman ismi taşımamanın daha iyi olacağını düşündüler. Bu kendi kendini aşağılamaktı. Bana göre, birilerinin hoşuna gitse de gitmese de, olduğumuz gibi olmalıyız.