Merve

Dışarıdan gelen özgürlük yoktur. Hiç kimse hiçbir zaman, kimseye özgürlüğünü hediye etmemiştir. Böyle bir özgürlüğe bizim ihtiyacımız da yoktur. Her halk, özgürlüğünü kendisi kazanmak zorundadır, aksi taktirde yok olacaktır. O kendi içinde güç bulmak zorunda ve bunu yapabilmesi için de adını, kökenini, geçmişini, şimdi ve geleceğini bilmek ve bu değerlere saygı duymak zorundadır. Bizim Müslümanlar olarak utanacak bir şeyimiz yok, onlar ise bize bazı suç duyguları, kompleksleri iftira etmeye çalışıyorlar. Savaş öncesi, 10-15 sene evvelki zamanı hatırlıyor musunuz? O zaman burada hepsini sayamayacağım Ahmet, Muhammed, Salih isimleri değil, suni, plastik yabancı isimler veriliyordu. Bizler kendimize ait güzel isimlerden vazgeçiyor ve çocuklarımiza acayip isimler koyarak, kökenimizden kaçmak ve bu isimler arkasında saklanmak istiyormuş gibi yapıyoruz. Sanki suçluymuşuz gibi. Sosyalist Bulgaristan'da Müslüman isimler konulamayacağını hükmeden kanun getirilmişti, Yugoslavyada ise böyle bir kanun olmadığı halde insanlar Müslüman ismi taşımamanın daha iyi olacağını düşündüler. Bu kendi kendini aşağılamaktı. Bana göre, birilerinin hoşuna gitse de gitmese de, olduğumuz gibi olmalıyız.
Reklam
Eğer dürüst ve yetenekli arasında seçim yapacak olursanız dürüstlere öncelik tanıyın. Bazılarının anladığı gibi bununla yetenekli olmak zorunda değiller manasını kastetmedim. Yetenekli olmaları gerekir. Ancak demek istemiştim ki, ikilemdeyseniz ve elinizde az yetenekli fakat tam dürüst bir insanımız varsa, dürüst olana öncelik verin ki hata yapmayasıız.
Halk der ki yağmurluk yağmur yağdığı zaman denenir. Onu güzel havada denemek faydasızdır. Güzel havada parıldar, güzeldir ve her şey tamamdır. Ancak yağmur yağdığında onun su kaçırıp kaçırmadığını görebilirsiniz. Bizler fırtınadan geçtik ve simdi açıkça kimin iyi, kimin yaramaz olduğunu görebiliriz. Bundan evvel onun bazı beyanatlarına, güzel sözlerine dayanmak zorundaydık. Ancak şimdi istersek onların neler yaptığına bakabiliriz
Yakınlarından birini, yakınlarından birden fazlasını kaybeden insanlarımız vardır, bu insanların sonra olacak hiçbir şeyi adalet olarak görmesi mümkün değildir. Ancak Allah böyle istemiş diyen güçlü müminler hariç. Başka çıkış ve teselli yoktur. Fiziki olarak yaralılardan başka, kalpleri ve ruhları yaralı çok sayıda insanımız olacaktır. Bunu görmezden gelmeyiniz!
Ve hazırlanın, barış için iyi hazırlanın. Peygamberimiz ağır bir muharebeden döndüğünde küçük bir muharebeden büyük muhabereye gittiğini söylemiştir. Hakikaten de barış olduğunda bizi bekleyen şeyler hiç kolay olmayacaktır. Sık sık savaşın olduğu günleri düşüneceğimizden korkarım. Derler ki insan hasta olduğu vakit sadece iyileşmek ister, iyileştiğinde ise yüzlerce istek belirir ve bazen hasta yatağındakinden bile mutsuz olabilir.
Reklam