Merve

Kendi kendisiyle uğraşmanın ille de bencillik olmadığını anladığı gün ezici bir yükten kurtulur insan. Pekçok kişi korkunç bir yanılgı ya da çarpık bir eğitimle ne yazık ki erişemez buna. Kurtuluşa erişeninse, önü açılır birden. Rahat bir solukla, kendine ayırdığı zamanları "çalıntı" diye nitelemekten vazgeçer. Özün özgelişimine eğilmesi bir güzel sanat, bir dua, tatlı-ciddi bir görev olarak belirir böylece.
Reklam
"Dağılma!" derler. İster öğüt ister buyruk gözüyle bakın, sınırsız geçerliliği yok bu sözün: Dağılmadan toparlanmak büzülmektir-küçülür insan. Yayıldıktan sonra derlenmekse genişleyip olgunlaşmaktır,-büyümüş çıkar insan.
Güneş balçıkla sınanmaz. Benler arasında tam bir uyum bulunduğunu söylemek gerçekliğe aykırı. Somut olarak bakıldığında: insan insanla çekişir, dalaşır, dövüşür. Gene de benler arasında köklü bir düşmanlık olduğunu söylemek; ben'in sen'i, sen'in ben'i durmadan korkutup ürküttüğünü, böyle olmadığı zamanlar gizliden gizliye engellediğini öne sürmek, sevgi, dostluk, yardım, yakınlık, öğretme tadı, işbirliği gibi insanı insan kılan anadeğerlerin evrende olmadığını söylemek türünden yakışıksız bir yanıltıdır. Bencilin en büyük düşmanı kendi bencilliğidir. Birlikteliğin doruklarından biri, içten gelen bir istekle durup dururken ortak bir türkü söyleyip oynamaktır. Birlikte söyleyip oynarken sesi iyi olmayanlara, ayağı aksayanlara da yer varsa, o birliktelik yetkin bir birlikteliktir.
Deniz kıyısında canı sıkılan; Dere şırıltısını budalaca bulan; Kırlara bakan penceresinin perdesini kapayan; Kardan korkan; Hayvanlardan iğrenen; Böceklerden tiksinen; Rüzgara öfkelenen; Yağmura kızan, Yazın güneylere, kışın dağlara uzanıyorsa "ben de oralara gittim" diye böbürlenmekten başka bir amaç gütmemiştir.
Rehberim bir eşeğe binmişti. Ben de arkasından yürüyordum. Rehberim, "Oğlum, ilmin kıymetini ve hikmetini öğrenmek için yaya olarak gideceksin; bir şey pahalı alınmazsa kıymeti anlaşılmaz," dedi.