Ben hiçbir Hristiyan'a "İsevi" demem, bu bir hatadır. Hiç bir Yahudi'ye de "Musevi" demem "Yahudi" derim. Çünkü "Musevi" de, "İsevi" de olmak isteyen, Müslüman olmak mecburiyetindedir. Bu Peygamberlerin de hakikatı Müslümanlığın içindedir.
Ben, geçen gün İstanbul'da, insaflı, zeki, kültürlü, fakat monden dedikleri. Züppe cemiyete, sosyeteye mensup bir hanımefendiye dedim ki, "Tesettürün bütün inceliklerini anlattıktan sonra size, hâlâ ona yanaşmıyorsunuz. Rica ederim şu sualime cevap verin: Eğer size bugün garp modası olarak İslâm tesettürü geleydi, tereddüt eder miydiniz baştan aşağı kapanmak hususunda?" insaflı olduğu için bu hanımefendi : mahçup mahçup susmayı tercih etti.
Ebû Hüreyre radıyallahu (anh) anlatıyor :
"Memlekette aileme ait koyunlar otlatırken, vahşi bir kedinin yavrularını buldum. Onları kimse görmesin diye gece bir ağacın dalına koyar, gündüz alıp oynardım. Bir gün onları elbisemin içine gizleyerek eve getirdim. Yavruların sesini duyanlar:
— Bunlar nedir, diye sordular.
- Kedi yavruları, onları kırda buldum dedim. Bana:
— Sen Ebû Hüreyre'sin (Kedicik Babası'sın) dediler. Bundan böyle lakabım Ebû Hüreyre olarak kaldı
Allah Resûlü ( ﷺ ) bazen beni' Ebû Hırr (Kedi Babası) 'diye çağırırdı. Bundan hoşlanır, hep bu şekilde çağırılmak isterdim. İnsanlar da beni Ebû Hüreyre diye çağırınca bu şekilde anılır. Oldum.