"O yoğun talimlerimde kullandığım rakamlar, kemikten yapılma o satranç taşları yerine koyduğum sembollerden başka bir şey değildi; bu taşları tahtanın üzerinde oradan oraya sürmenin benim zihin dünyamdaki hayali hamlelerle aynı şey olması karşısında hissettiğim şaşkınlık, yeni bir gezegenin yerini kâğıt üstünde en karmaşık yöntemlerle hesapladıktan sonra bu gezegeni sahiden de gökte beyaz, parlak, somut bir yıldız olarak gören bir astronomun şaşkınlığına benzetilebilirdi belki."