Hayretler içerisindeyim. Herkesin beğenerek okuduğuna inanamıyorum. Huzursuzluk açıkcası beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitap içerisinde güzel bir konuyu işleyebilecekken aşırı bir mesaj verme kaygısı gütmesi bana hiç samimi gelmedi. Ayrıca beni gerçekten çok rahatsız eden bir kesiti buraya eklemek istiyorum. 56. Syf da boşanma coşkusu bölüm başlığı ile başlayan şu cümleler yazara olan saygımı yitirmeme neden oldu.
"...daha doğrusu eski karımın güzel olduğunu saklayacak değilim. 21. yüzyılda büyük şehirlerimizi kuşatan benzerleri gibi uzun bacaklı, bakımlı kumral saçlı, giyimine özen gösteren çok hoş bir kadındır ve bütün güzel kadınlar gibi korkutucudur, tedirgin edicidir çünkü çocukluğundan beri ne kadar güzel olduğunu duyarak büyümüş bütün alımlı kızlar gibi, okul yıllarında, güzelliği karşısında afallayan ergen oğlanları parmağının ucunda oynatmayı öğrenmiştir. Güzelliğin ve cinselliğin çok önemli bir silah olduğunu kavrayan bir komutan gibi düzenlemiştir hayatını. Annelerimizin kuşağında bulunmayan bir üstünlük duygusuna sahiptir erkekler karşısında; kimseye sevdalanmaz, kendisine âşık olunmasını bekler. Hizmet etmez, hizmet edilmesini bekler..."
Kadınların size hizmet ettiği ölçüde değerli bulunması ne demektir. Kadının hayatındaki tek gerçeğinin ailesin olduğu ve ailesi için kendini feda etmesini, saçını süpürge etmesini, ne yaşarsa yaşasın sözde yuvası adına susmasını, kendisini sadece kocası ve çocukları ile gerçekleştirebileceğini kutsal bulan bu düşünce yapısından çıkmadan kadına yönelik şiddetin, ölüm haberlerinin son bulabileceğine inanmıyorum. Sözde ülkenin aydın kesimi için durum bu haldeyken nasıl gelişebiliriz gerçekten hayal dahi edemiyorum. Bir kadının kendisine özen göstermesinden bu kadar korkmayın. Evet aile önemli fakat sadece kadın için değil