" İnsan kendi mutluluğunu nasıl olur da kendi elleriyle yıkar diye düşünüyordum sürekli. Sevdiğin, istediğin bir hayatı bırakıp neden kendini tehlikelerle dolu bir serüvenin içine atarsın? İnsan kendine bunu niye yapar? Gençlikten, tecrübesizlikten, kendimizi tanımadığımızdan. Peki, yaşlanınca tanır mıyız kendimizi? Ne istediğimizi bilir miyiz artık? Zihnimiz bu muammayı çözebilir mi? İnsan kendini, kendine izah edebilir mi? Evet, belki... Belki ama sadece bir anlığına, belki bir süreliğine, ardından yeni bir olayın sarsıntısıyla ruhsal düzenimiz alt üst olur, resim tümüyle değişir ve biz kim olduğumuzu unuturuz yine. "
" Sahi nedir vatan ? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi ? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi... Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarıdır vatan... Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. "