Her zamanki gibi yanıltmadı bizi. Olağanüstü bir roman daha karşımıza çıkıyor. Bu Atsız’ın okuduğum ilk kitabi değil. Ancak yazarın her romanında okurda ayrı bir güzellik ve ayrı bir hayranlık uyandırıyor. Yazara okumaya bir kere başlarsan bırakamazsın. Sigara gibi bir etkisi var. Roman serisini okumayı bitirmeden rahat edemezsin. Bu kadar profesyonel bir tarihi romanla veya böyle bir yazarla karşılaşmadım daha önce. Göz yaşlarımı döke döke okuduğum bir romandır. Bir kereliğine okunan bir roman değildir. Çok keyifle okuyacağınıza eminim. Verimli Okumalar Diliyorum
1968 yılında yazılmış olan bu romanın, dünyayı kötüden kötüye sürükleyen savaşların felaketlerini o kadar net, gerçekçi ve abartılardan uzak bir betimlemeye sahip ki kısır döngü gibi bu yüzyılımızı anlattığını hissedebiliriz. Cengiz Dağcı’nın okuduğum ilk kitabı oldu DÖNÜŞ. Benim en çok dikkatimi çeken noktalardan biri ise yazarın kullandığı dildir. Daha önce Türkiye’ye gitmemesine rağmen Türkçe’sine hayran oldum. Güya ana dili gibi. Roman çok kısa olması için (Az ve öz olduğu için) yazara ilk kez okumak isteyenler bu romanla başlayabilirler. Akışkan olayları sayesinde sizi diğer kitaplarını okumaya teşvik edecek.
- Romanın Ana düşüncesi
Romanın kahramanı Kırımlı olan Niyazi, dedesinin cenazesine katılmak üzere çelişki duygularla ana toprağına Gurzuf’a dönüyor. Orada her zaman farklı düşüncelere sahip olan çocukluk arkadaşıyla Veli ile karşılaşıyor ve aralarında muhabbet geçerek romanımız başlıyor. Roman, geçmiş özlemi, kimliğin önemi, savaşların yarattığı acılar ve ayrılıklar, çelişen hayat felsefeleri, adaletsizlik, vefakarlıkla cefakarlık, örf ve gelenek gibi konuları içeriyor.
Spoiler olmasın diye spesifik olaylar üzerinden geçmek istemedim. Verimli okumalar dileğiyle