Kumarbaz, Dostoyevski'nin kumar borçlarını ödemek zorunda kalmasıyla, yaklaşık 1 ay — sanırsam 25 gün — içerisinde Anna Grigoryevna'nın yardımıyla yazmış. Kumarbaz, diğer romanlarının aksine biraz daha kusurlu ve alelacele yazılmış gibi duran bir roman olmasına rağmen hâlâ başarılı sayılabilecek düzeyde bir yapıt. Hatta hızla yazılmış olmasının etkisi, okurken de fark edilebiliyor. Örneğin, Aleksey İvanoviç’in veya büyükannenin rulet oynadığı sahnelerde, masanın başında onlar gibi büyük bir heyecanla bekleyebiliyor, aynı zamanda alınan büyük risklerin korkusuna kapılabiliyor okuyucu. Her şeyden öte, Dostoyevski’nin diğer okuduğum romanlarda da Rusların o hummalı ve hastalıklı hallerinin yazar üzerindeki etkisi, Kumarbazda ayrıca etkili gibi. Bu da romanın ne kadar kısa sürede, kim bilir hangi düşünceler eşliğinde yazıldığını bir kez daha kanıtlıyor.
Kitabın akışı öyle bir bağımlılık yapıyor ki bazen olayların heyecanıyla kendimi fazla kaptırıp hızlı hızlı okuduğumu, diğer bölümünün etkisiyle sakinleştiğimde ise o anlara dair hatırladığım tek şeyin müthiş bir şekilde zevk aldığımı fark ettim. Aynı sayfaları tekrar okuduğumda ise gözden kaçırdığım bazı detayların bile farkına vardım. İşte, tıpkı Aleksey İvanoviç gibi, o rulet masasında top nasıl umarsızca savruluyorsa okur da otokontrolünü o şekilde kaybedebiliyor...