Zira layık olmadıkları mevkiye getirilenlerin, kendilerini o mevkiye yükseltenlere karşı en küçük bir iğbirarda nankörlük ve ihanet gösterdikleri değişmez kaidedir.
Tanıdığım birinin yazdığı hikâyeleri okumak farklı bir tecrübe oldu. Normalde bir hikayeyi okurken zihnimde kendi yaşamımla bağlantılar kurup tanıdığım kişilere benzeyen yönleriyle zenginleşen soyut ve değişken bir dünya oluşurdu. “Ketum”u okurken Ümit Hoca’nın sesi, duruşu, hareketleri çıktı karşıma hep.
Cümleler kendiliğinden, zorlanmadan kuruluvermiş gibi anlatım oldukça akıcı. Karşımızda bir arkadaşımız var da konuşuyormuşuz gibi yürekten, sahici.