Bir toplumun ahlâkı, ortak vicdanının sesidir. O ses kısıldıkça öfke yükselir; çünkü hayat asla boşluk kabul etmez. Ahlâk; kendinden evvel başkasını, bugünden çok yarını düşünmek değilmi? Yaradan'ından korkmayan, yaratılanlara merhamet eder mi? Korku derken cezalandırılma korkusu değil; sevgiyi, muhabbeti kaybetme, O'nun rızasından mahrum kalma endişesi... İşte bu endişe insana sabrı, şefkati ve adaleti öğretir.
İnsan kendi nefsini ıslah etmeden iyi olamaz. Ve nefsin ıslahı sürekli bir çaba gerektirir. Belki de modern insanın en büyük açmazı budur: Kendini tanıma ve tezyin etme sancısından vazgeçmiş; özgürlüğü "her istediğini yapmak" sanan bir aldanışın içinde, aslî hürriyetini süflî arzularına kurban etmiştir.