Dertlerin kütlesi olur mu?
Durun size biraz düşüncemi anlatayım ama acele etmeyin
Önce İçemediğim sigaramı yakıp, elime bitki çayımı alayım
Küflü paslı bir zindanda başladı diyelim farazi hikayem
Abartıyorum ama bu da benim kendime acımasız kinayem
Sabır taşı dedikleri ben, misali hayaller kurup bekleyen
Formülü çözmenin tek yolu denenmeli her bir bilinmeyen
Daha büyük bir yanılgı görmedim teselli beklediğim zamandan
Zor olsa da gün geldi kaçtım bu alıştığım zindandan
Bir elimde kaşık diğer elimde körpe bir fidan
Tek istediğim masallarda anlattığım o sıcak güneşi ona sunmak
Ve ona köklerini salabileceği bereketli ormanları bulmak
Ama bir köstebek kadar kördü gözlerim, anımsar hatıraları özlerim
Alışmam zaman aldı kamaştıkça kamaştı gözlerim
Güneşini bir cemâlde, toprağını kendimde buldum içimde kök saldı
Her gün suladım onu besledim, köklendi dallandı heveslerim
Üşümüştü yedirdim, acıkmıştı giydirdim, ezbere yaşamaktı tek derdim
Her seferinde girdap gibi peyderpey içine beni çekiverdin
Kütlenin çekimi vardı, çekimin de kütlesi olmasını beklemez miydin?
Ve en acısı, zamanın bu formülde olmadığını hatırlayıverdim
Nefes almak zordur bazen, dolduramazsın ciğerini
Titreyerek parça parça verirsin içindeki o son hevesi
Karşında bir çınar yıkılıyor, keskin ama yaşlı pençesi
Geleceği gösteren bir aynadır, üstüme düşmüş gölgesi
Ben biraz senim sanırdım, ama her şeyimmiş sen
Yaşlı gözlerini görünce anladım, paramparçayım ben
Karanlığın sardığı duygular senin kadar beni de korkutur
Bir savaşçı ebedi huzurunu ancak son savaşında bulur
Ne güzel şeysin sen evrim
Bir gözün içine bakacak gözleri
Bir eli tutacak elleri
Utandığından kızaracak yanakları
Şiirler söyleyecek dudakları
Dertler dinleyecek kulakları
Amberi miski koklayacak burnu
Acıyı da tatlıyı da tadacak dili
Ve en güzeli
Bir ruhu okuyacak zihni
İşte bu yüzden güzel bir şeysin sen