MetinDG

Hiç annelerinin eteklerini çekiştirmemiş, babalarına küsmemiş, kardeşlerine yüksek sesle konuşmamış, usulca çekilmişler. Kollarım yoruldu bu bataklıkta, çözemedim, çözülmüyor bu usul usul şekil değiştiren bulutlar gibi bu sessiz ölümler. Tek şansımız kalıyor yaşamak için, gülünç insanlığı karşımıza alıp, gelip geçen zamana yemin ediyorsunuz, o sessiz ruhlara, derin bir kardeşlik zinciriyle tutunabilmek için. O sessiz çığlıkları, tarihin en zehirli, en keskin kılıçları gibi bir ömür boyu ruhumuzun kılıfı gibi giyeceğiz. Bu ağır baş dönmesinden kurtulmanın tek yolu. Sabah akşam kimsenin kabullenmediği bu suçu, tek başına delirmiş bir kral gibi üstüne vazife alıyorsun. Karanlık kuyudan beter geceler içinde, lanetli, yağlı, kıllı kelimelerle içimize düşen bu garipliğin, artık cenaze arabalarının izini süreceğiz. Tuzumuz, ekmeğimiz bu gariplik! Bulutlar beyaz bir kefenle gelir, rüzgar, yağmur bu gecekondunun sokaklarında artık en alçak hayvandır. Uzun uzun düşünürsünüz, beyninizde korkunun yağından kimyasal kistler oluşur, o güne kadar tanıyamadığınız bir insan doğar içinizde. O kadar güzelleştirir ki kan dökmeyi. Şafak yeri gibi kızıl parıltısıyla Kan dökmek arzusu ruhunuzu tutuşturur, beyninizdeki yakıcı korkusuyla yığın kızgınlığını ancak böyle unutursunuz, pusu kurdum, plan yaptım, birkaç politikacının kalbini deşeyim, olmadı.
Reklam
Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim.
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zanettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
Bir insan, diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.
"Demek memleket ve maksat, insandan yalnız vücudunu, yalnız hayatını istemiyordu. Bunların bin defa fevkinde, bunların heyecanını oyuncak yapan aşkın pahasını istiyordu."
Reklam