Feryat-figân tınısı çınlıyor kulaklarda,
Mahşer yeri mi mübarek, insan kaynıyor kazanda!
Bir gül goncası sallanıyor idam sehpasında,
Çingenenin biri at biniyor uzaklarda,
Nal seslerine kulaklarım aşinâ…
Gökyüzünden her dem yağıyor kanlı ceketler,
Ceketlerin kanı damlıyor, kızıla boyandı yerler.
Gökyüzünde dolanıp duran çekirgeler,
Yere indiler mi devden halliceler.
Samanın sarısında bir kıvılcım,
Kıvılcım kökünde güneş,
Güneşin içinde bir yürek,
Yüreğin peşinde bir ürkek…
Artık uyanma vakti, ışıkları kapat Şinasi!