Saatlerce konuşacak, sürdürdükleri hayatın boktanlığında hemfikir oldukça rahatlayacaklardı. Kendilerini hiçbir yere ait hissedemedikleri için ne denli yalnız olduklarından söz edecek ve gün içinde çevrelerine sürekli yalan söylediklerinden bu nadir dürüstlük anının getirdiği huzuru paylaşacaklardı. Yıllarca içlerinde biriktirdikleri bütün öfke ve hayal kırıklığını ortaya dökecek ve her şeyden önemlisi, birbirlerini anlayacaklardı.
"Aslında haklısın galiba. Kaçacak bir yer yok. Dünyanın her yerinde aynı dümen dönüyor. Çünkü insanın düşünce biçimi böyle! Konuştuğu dile bile yansımış! Mesela, Türkçede sadaka diye bir kelime var. Ve bu kelime, yine Türkçedeki başka bir kelimeyle aynı kökene sahip. O kelime de sadakat. Düşünebiliyor musun? Sadakayla sadakatin kökeni aynı. Niye sence? Çünkü birilerinin sana sadık kalmasını istiyorsan onlara sadaka vereceksin! Ama tabii bunun için de ilk yapman gereken şey, insanları sadakaya muhtaç hale getirmek! Ayrıca..."
Üç dönem üst üste ülkeyi yöneten partiden kurtulmak isteyenler artık çoğunluktaydı. Yapılacak ilk seçimde, Türkiye’de bir iktidar değişikliği olacağı neredeyse kesindi.