Sabrın sonu selâmet,
Sabır hayra alâmet.
Belâ sana kahretsin;
Sen belâya selâm et!
Felâh mı, onda felâh,
Silâh mı, onda silâh.
Sen de kim oluyorsun?
Asıl sabreden Allah.
Sabır, incecik sırat;
Murat içinde murat.
Sabır Hakka tevekkül.
Sabır hakka itimat.
Sabırla pişer koruk,
Yerle bir olur doruk.
Sabır, sabır ve sabır,
İşte Kur'anda buyruk!
Bir sır ki âşikâre,
Avcı yenik şikâre.
Yalnız, yalnız sabırda
Çaresizliğe çare... 🍁
Necip Fazıl Kısakürek
Çöl, kentleri özletir. Su özleminden seraplar türer. Eser, bir bakıma, çöldeki insanın metropolisi kafasında canlandırışından doğar. Malzemede ölür, eserde diriliriz. Bundandır ki, dünyada ölüş bir dirilişe çıkıştır. Üstünlük yolu, tabiî çıkıştan daha önce davranır. Daha dünyadayken dünyadan çıkmak gerek. Ölmeden önce ölmek gerek. Ölümle gelen gelmeden, ölümün bütün şartlarıyla varoluşu kucaklar ve sararsan, ölüme en yaklaştığın yerde özleyişin gözden inci gibi yaşlarla aktığını görür ve gönlünün doğusundan sevgi güneşinin yükseldiğini farkedersin.
Evet, ey toprak, en alçakgönüllü tohum gibi, bir tohum olarak, ilahi sırrın tohumu olarak, hor ve hakir savrularak Adem sana geldi. Sen onu sakın zayi etme.
Biz sana geldik ey toprak, ey ana kucağı sen bizi sakın zayi etmeyesin. Allah'ın hazinesini açılacağı güne kadar saklamasını bil ey toprak.
Ey ölüme kucağını açmış olan unsur, sakin eleman, diriliş de sana kucağını açacaktır, aklından çıkarma.