Herhangi bir cahiliye toplumunda bulunan siyasi ve dini yetkileri ellerinde tutan kişiler,karşılıklı işbirliği sonucunda zulümlerini, baskılarını, sömürülerini, rahatlıkla uygulama imkanı bulurlar.
Böyle bir yapıda dini lider sıfatına sahip olan kişiler,daha çok hükümdarın yaptıklarını meşru gösterme görevini üstlenirler.Hükümdar onlara bazı maddi şeyler verirken, onlar da hükümdarın saltanatını devam ettirmesi için gerekli fetvaları hazırlarlar,yaptıklarını dinileştirirler.Bu insanların elinde din, kitleleri uyutmak, baskıya,zulme,sömürüye başkaldırışlarını önlemek için bir uyuşturucuya dönüştürülür...
Kuran'ı Kerim hiçbir ferde, dilediğini kendisine helal kılma veya kendisine itaat edenlere nisbetle, kendisine ilah ve mabut makamı kazandıracak şekilde emir ve yasaklarına itaat edilen bir hakim olma hakkını tanımamıştır...Kuran bütün açıklığı ile,insanın insana itaatını şirkin ta kendisi olarak nitelemiştir.Alimlere,şeyhlere,hahamlara,papazlara ve hakimlere bu şekilde itaat edenler müşrik olmuşlardır.Çünkü insan hüküm koyma konusunda başka insana itaatte bulunamaz.Bu itaate layık olan sadece Allahtır...
Sınırlar duvar değildir.Aynı toplum içinde insanlarla birlikte olmamız gerekir.Ancak her toplulukta,bütün üyelerin kendi alanları ve mülkleri vardır.Önemli olan şey sınırların geçişe izin verecek kadar saydam,tehlikeleri uzak tutacak kadar sağlam olmasıdır...