Mevhibe Özocak

Aslında kadınlar hiçbir zaman eril değerlerin karşısına dişi değerler çıkarmamışlardır. Bu bölünmeyi icad eden, eril ayrıcalıkları elinde tutmak isteyen erkeklerdir; bir şeye ait bir alan -yaşam, içkinlik kuralı- yaratmak istemelerinin tek amacı kadını oraya hapsetmektir. Ama var olanın aşkınlık ediminde kendi doğrulanmasını araması her tür cinsiyet ayrışmasının ötesindedir. Bugün kadınların talebi varoluşu yaşama, insanı hayvansallığa tabi kılmak değil, erkekler gibi var olan olarak tanımlanmaktır
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaşçı, mensubu olduğu Göçebe topluluğun klanın saygınlığını artırmak için kendi yaşamını tehlikeye atar. Böylece bir erkek için en yüce değerin yaşam olmadığını, yaşamın kendisinden daha önemli ereklere hizmet etmesi gerektiğini şaşalı bir şekilde kanıtlar savaşçı erkek. Kadının üzerindeki en büyük lanet bu savaş seferlerinden dışlanmış olmasıdır. Erkek yaşam vererek değil kendi yaşamını tehlikeye atarak hayvanlıktan çıkmaktadır; bu yüzdendir ki insanlık doğuran cinsiyete değil öldüren cinsiyete üstünlük tanımıştır.
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Tarih öncesine ait en eski belgelerde bile insan silahlıdır. Insanın ağır topuzlar sallamasının, vahşi hayvanları alt etmesinin gerektiği çağlarda, fiziksel zaafı kadını çok açık bir biçimde erkeğin altında konumlandırıyordu. Ama günümüz teknolojilerinde erkeği kadından ayıran kas gücü farkının ortadan kalktığını görüyoruz. Güç, ancak bir gereksinim duyulduğunda üstünlük yaratır. Gereğinden fazlasına sahip olmak yeterince sahip olmaktan daha iyi değildir. Nitekim modern makinelerin çoğu erkeğin kaynaklarının sadece küçük bir kısmının kullanılması gerektirir. Şayet gereken asgari güç kadının kapasitesi üzerinde değilse kadın çalışma hayatında erkeğin eşiti haline gelir. Gerçekten de günümüzde sadece bir düğmeye basarak çok büyük bir enerjinin açığa çıkmasını sağlamak mümkündür.
Sayfa 79·Kitabı okuyor
Insanlık, bir hayvan türü değil tarihsel bir gerçekliktir. Insan toplumu bir karşı doğadır. Doğanın mevcudiyetine edilgen bir biçimde maruz kalmaz.
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Özgürlüğünün verdiği sıkıntı, kendini şeylerde aramaya yönlendirir özneyi; bu ise kendinden kaçmanın bir biçimidir Bu o kadar temelbir eğilimdir ki bebek sütten kesilip bütünden ayrıldıktan itibaren aynalarda, ebeveylerinin bakışlarında kendi yabancılaşmış varoluşunu yakalamaya çalışır
Sayfa 74·Kitabı okuyor