Mevhibe Özocak

Rehberin, "Dedemin başladığı, baba­mın geliştirdiği ve benim de devraldığım bir dizi," diyerek tanıttığı "Kahve Manzaraları" arasında, başları omuzlarının arasında kaybolan işsizleri, dama ya da tavla aynarken yaşa­dıkları yüzyılı ve kendi kimliklerini mutlulukla unutabilen talihlileri, ellerinde çay bardaklarını tutarken ve ucuz sigara­ları içerken kaybettikleri varoluş nedenini hatırlamaya çalışır gibi sonsuzdaki bir noktaya bakan, kendi iç düşüncelerine çekilen ya da oraya da çekilemedikleri için oyun kağıtlarını, zarları ya da birbirlerini hırpalayan vatandaşları gördüler.
Sayfa 193·Kitabı okuyor
Reklam
bütün bu hikayede, bir düzen, bir anlam, hatta nasıl desem, 'esrarlı bir simetri' olduğuna hükmettim. Geleceğime dönük bir işaretti bu: Uzun bir günün, hatta akşamın ardından insa­nın yalnız başına kalıp, kendi koltuğuna oturup kendisi ola­bilmesi, yıllar süren uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra yolcunun kendi evine dönmesine benziyor
Sayfa 186·Kitabı okuyor
Metinlerarası gönderme
Kimse Albertine'i tanımadığı, kimse Proust'u bilmediği için bu kadar sefil ve acıklı bizim ülkemiz, diye düşünürdü ihtiyar gazeteci.
Sayfa 178·Kitabı okuyor
Hala da düşünürüm: Hafızamızın, biz yaşlandıkça fazla yük taşımak istemeyen huysuz bir yük hayvanı gibi at­tığı ağırlıklar en sevmediği yükler midir, en ağırları mı, yok­sa en kolay düşenler mi?
Sayfa 138·Kitabı okuyor
Bir başkası olduktan sonra, bir daha bir başkası, bir daha bir daha başkası ola ola, ilk kimliğimizin mutluluğu­na geri dönebileceğimizi sanmak boş bir iyimserlikti.
Sayfa 132·Kitabı okuyor
Reklam