Mevhibe Özocak

Charlotte Bronte de 1837’de Robert Southey’e “Bir kadının yerine getirmesi gereken tüm görevleri gözlemlemeye yeterince emek harcadım. Yine de utanarak itiraf etmeliyim ki her zaman gerekli başarıyı gösteremiyorum, çünkü ders verdiğim ya da dikiş diktiğim vakitler canım okumak ya da yazmak istiyor,” demiştir. Bronte, görev bilinciyle "kendimi inkâr etmeyi deniyorum ve babamın övgüleri mahrumiyetimi fazlasıyla ödüllendiriyor,” diye eklemiştir. Yine 1862’de Emily Dickinson’m Thomas Wentworth Higginson’a “gökyüzü bir balinaya ne kadar yabancıysa, ben de eserlerimin yayımlanma fikrine o kadar yabancıyım,” diye yazdığını keşfederiz. Şairin burada anlatmak istediği, bu türden bir kendini pazarlama işini kendi cinsine uygun bulmadığıdır
Sayfa 113·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Öncelikle, kendi cinsiyetleri arasında kalemi eline alan ilk kadınlar “kadınlık” konusunda aldıkları eğitimin teşvik etmeyi amaçladığı ölçüde kendinden şüphe, yetersizlik ve aşağı hissetme duyguları ile hastalanmışlardı. Bu olguyu değerlendirdiğimizde kaydettiğimiz gibi edebi babalık metaforunu içeren zorunlu söylem, kadının edebiyat alanındaki kısırlığı üzerine dayalı bir inançtır.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Bir diğer korkunç canavar olan Lilith’in öyküsü -İbrani mitolojisine göre hem ilk kadın hem de ilk canavardır- “poetik haddini bilmezliği” delilik, ucubelik ve canavarlıkla ilişkilendirmektedir. Âdem’in kaburgasından değil de Âdem’in kendisinin yaratıldığı gibi tozdan oluşan Lilith, doğruluğu şüpheli Musevi ilmine göre Âdem’in ilk eşiydi. Kendisini Âdem’in eşiti olarak gördüğü için altına yatmaya karşı çıktı. Teslim olması için zorlandığında ise çok kızdı ve ağza alınmaması gereken İsmi söyleyerek İblislerle birlikte ikamet etmek için Kızıldeniz kıyısına kaçtı. Tanrının elçi melekleri tarafından tehdit edilerek, geri dönmesi emri verildi. Aksi takdirde her gün iblis çocuklanndan yüz tanesini kaybedecekti. Yine de Lilith bu cezayı, ataerkil bir evlilik yapmaya tercih etti ve hem Tann hem de Âdem’den öcünü bebeklere -özellikle de geleneksel olarak Lilith’in saldınsı karşısında daha zayıf olduğuna inanılan erkek bebeklere- zarar vererek aldı. Lilith’in tarihinin bize gösterdiği, ataerkil kültürde kadın dili ve “küstahlığının” -yani erkek hakimiyetine karşı ayaklanmış birbiri ile bağlantılı olmanın yanı sıra kaçınılmaz olarak şeytani olduğudur. İnsan topluluğundan ve hatta Incil’in yan kutsal müşterek tutanaklanndan dışarı atılmış Lilith figürü, kadınlarınkendilerini tammlamalan durumunda ödeyecekleri söylenen bedeli temsil etmektedir. Ve bu korkunç bir bedeldir. Hem “cezadan kaçmayı başardığı” için hem de isim verme eylemi ile kendini belli eden edebi otoriteye zorla el koymaya cüret ettiği için lanetlenen Lilith, bir intikamın (çocuk öldürmek) içine kapatılmıştır ve bu ona sadece daha fazla acı getirecektir (kendi çocuklanın öldürülmesi). Ve onun tek başına bir kadın olarak yürüttüğü devrimin doğası bile çaresizliğini ve yalnız bırakılmış olmasını vurgulamaktadır, çünkü
Sayfa 84·Kitabı okuyor
“Yüzyıllar öncesinden bile” “içimize çek- tiğimiz" umutsuzluk, Makarie’ninki gibi, öyküsüz bir hayattan doğan umutsuzluğun ta kendisi olabilir.
Sayfa 104·Kitabı okuyor

Mevhibe Özocak

, şu anda okuyor
%57 (456/800 syf.)
Sandra M. Gilbert
7/10 · 7 okunma