İnsanlığın aşamalarını çocuğun katettiği aşamalarla karşılaştımıak meşru olduğuna göre bir umut her şeye rağmen varolmaya devam eder. Oysa, her çocuk ancak büyüdüğünde yok olan bir nevroz aşamasını zorunlu olarak yaşayarak gerçekteır insana dönüşebilir. "Aynı şekilde tüm insanlığın evrimi boyunca nevrozlara benzer durumlar yaşadığı ve dinin insanlığın saplantılı evrensel nevrozu olacağı kabul edilebilir. Çocuğun nevrozu gibi bu nevroz da Oedipus kompleksinden, çocuğun babayla ilişkilerinden türer. Bu kavramlar uyarınca dinin terk edilmesinin bir büyüme sürecinin ölümcül kaçınılmazlığıyla gerçekleşeceğini ve şimdi evrimin tam da bu aşamasında olduğumuzu öngörebiliriz .....
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Freud üç argüman ileri sürer: 1° din, uygarlığın özsel bir zorunluluğu değildir; 2° din, yalnızca insanlığın evriminin bir aşamasıdır; 3° dinsel yanılsamadan özgürleşmeye ilişkin tanıyan başka bir
eğitim süreci mümkündür.
Yanılsamanın bu nitelikleri, yani arzuyla motive olmuş inanç, gerçeklik karşısındaki kayıtsızlık, yanılsamanın gücünü kendisinden aldığı besi suyunu oluşturur. Dinsel yanılsama, tüm yanılsamaların içinde mevcut olmayan ve gözle görülemeyen, bu nedenle de parıltısı sönmeyen bir nesneye duyulan sevgiye dayanan tek yanılsama olduğundan, en açıklanamaz ve en dirençli olan yanılsamadır. Stalin 'in ya da Mao'nun işlediği suçları bir gün ortaya çıkartabiliriz, ama Tanrının işlediği suçları ya da onun eksikliklerini ortaya çıkaramayız . En idealleştirilmiş cinsel nesne bile kırışıklıklarla kaplanacak, kusurlarını gösterecektir. Kendisiyle yalnızca mistik bir birliğe girilen nesne daima kendine benzemeye devam eder: İsa hep 33 yaşında olacak ve Yehova hep asil bir sakal taşıyacaktır. Her türlü aklın dışında varoluşları, etkilerinin sürekliliğini güvence altına alır. Onlar bizi ebediyen nevrozun ve dttşün içine attılar. A. Breton'un deyişiyle, "bu iflah olmaz düş kurucu" insan bunlardan kurtulmayı arzulamaz.
Aldatıcı korunmaya başvurma, düş ile gerçeklik arasındaki mesafenin çok büyük bir güvensizlik ve iç sıkıntısı kaynağı olduğu her durumda ortaya çıkacak
sürekli bir eğilimdir.
Gerçek inanan artık ne birşey imgeleyebilir ne de bir şey yaratabilir. Ondaki her tür kişisel fantazma, geliştirme, dönüştürme olanağını engelleyen ortak bir f antazmalaştırmanın içine hapsolur. Dinsel yanılsama, tam idollerin talep ettiği ve elde ettiği varoluşun kurban edilmesidir.