Bu anlama gelen bir hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadise göre, bir gün Yahya ve İsa karşılaşmışlar. Yahya, İsa’yı hoşgörüsünden dolayı azarlayarak, “Adeta, Allah’ın azap ve belasından emin olmuşsun” der. İsa ise, şöyle cevap verir: “Sen de sanki Allah’ın rahmet ve fazlından ümidini kesmiş gibisin.”
Bunun üzerine Allah ikisine birden şöyle vahyeder: “Sizin en sevimli olanınız bana karşı en iyi hükmü (zannı) olandır.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu hali sıfâtlar, Ehlullah’ın ıstılahında üç esasa racidirler: Bunlardan birisi celâl makâmı, diğeri cemal makâmı, diğeri ise kemâl makâmıdır.
Buna göre, ilâhî celal makâmının sıfâtları, heybet, kabz, haşyet, vera, takva ve benzerleridir; cemal makâmının sıfâtları ise, reca, bast, üns, lütf, rahmet, nimet, ihsân ve benzerleridir; kemâl makâmı ise, celâl, cemal ve bunların tâbisi olan halleri ihâta eder ve birleştirir.
Çünkü varlık, zuhûr ve bâtınlıkta döner/devr; bâtından eksilen şeyi zâhir alır ve onun ile güçlendiği gibi, bunun aksi de, geçerlidir.
Bunu anlarsan, doğru hüküm verirsin.
İnsan, halk ve Hak arasında vâsıtadır. Allah’tan başka her şeyin bekâsının sebebi olan Hakkın feyzi ve yardımı, onun ile ve onun mertebesinden ulvî ve süfli bütün aleme ulaşır. Eğer iki yönden de başka olmayan berzâhlığı açısından insan olmasa idi, alemdeki hiçbir şey, irtibat ve münâsebet olmadığından dolayı vahdanî olan ilâhî yardımı kabul edemezdi ve bu yardım ona ulaşmazdı.
İnsan, göklerin direğidir.
Özet olarak, derin düşünme ruhta güçlü duygular uyandırmakla birlikte, onları alışkanlıklar halinde derleyip toparlayamaz. Ama mükemmel ve sağlam alışkanlıklar yaratılmadan irade eğitilemez: Onlar olmadan çabalarımıza her seferinde baştan başlamamız gerekir. Sadece onlar kazanımlarımızı sabitlemeyi ve daha ileri gitmeyi sağlarlar. Artık bildiğimiz üzere, bu alışkanlıkları da ancak eylem yaratabilir.