Mehmetcan

Mehmetcan
@Mhmtcnnd
Hic,
Yüksek Lisans
İzmir
İzmir
239 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksin bir sincap gibi meselâ, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden yani, bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksin, yani, o derecede, öylesine ki, meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için yaşamak, yani ağır bastığından 1947
Sayfa 62 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yinede güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da yine sabırsızlıkta bekleyeceğiz en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki, hapisteyiz, yaşımız da elliye yakin, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla yani, duvarın arkasındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerde olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 1948
Sayfa 63 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
"Dilsiz dudaksız sözler söyleyeceğim sana, bir seyler anlatacağım bütün kulaklardan gizli herkesin ortasında konuşacağım; ama senden başka duyan olmayacak söylediklerimi...”
Sayfa 66 - Kapı Yayınları·Kitabı okudu
- Askerî plân arzuya değil, hesaba dayanarak düzenlenmelidir. Asker ocağı, teşkilâtıyla, millet ve hükümetin itimadına sahip, ilim ve ahlâkça yüksek, fedakârlık fikirleri ve özellikleri ile belirgin, vazife aşkıyla dolu subay kurullarından teşekkül eden talim heyetleriyle, milletin yetişmiş gençlerini yalnız askerlik açısından değil bilgi açısından da eğiten ve yetiştiren bir mektep, bir terbiye ocağıdır. Bu ocakta vatandaşlar, eşitliği öğrenirler; cesaret ve teşebbüs fikirlerini geliştirirler. Bu ocakta bütün vatandaşlar, hep aynı top- rağın evlâdı olduklarını en iyi duyarlar. Bütün vatandaşların millet ve memlekete faydalı ve yararlı olmak lüzumu, orada en iyi anlaşılır. Vatandaşlar, milletin kıymetli, kudretli ve yüksek medeniyetli olabilmek için yegâne koruyucunun ordu olduğunu ve yine milleti dunya karşısında hürmete lâyık bir mevkide tutan yegâne vasıtanın ordu olduğunu en iyi ordu içinde öğrenir. Japonya, ancak çarlık- a Ruslara karşı kazandığı zaferle medeniyetini Avrupalılara tasdik ettirebilmişti. Bağımsızlık zaferimiz olmasaydı milletimizin mad- di ve bilhassa manevî mevcudiyeti, bugün tarihe karışmış olacaktı. Bir milletin yükselmesi için ilim, sanat, fikrî ve iktisadî ilerlemeler ne derecede mühim ise, ordu da bu ehemmiyete paralel ehemmiyette tanınmalıdır. Mazide nice yüksek medeniyetler görülmüştür ki, muhafaza ve müdafaasında kusur edildiği için, istilâlar altında çiğnenmiş ve yıkılmıştır. Bir yenilgiden sonra, ordunun kıymet lüzumu kolay anlaşılır. Mağlubiyetten ders alan böyle bir millet dört elle orduya sarılır. Fakat ordunun ehemmiyetini anlamak için mağlûbiyet tecrübesi geçirmeyi beklememelidir. Bir millet için takdire değer olan şudur ki, galibiyetten sonra hiç gurur göstermeyerek ve düşmanı önemsiz görmeyerek ordusunun mükemmeliyetine çalışır ve
Sayfa 129 - Kamer·Kitabı okudu
Tarih
“Komutanlar, emri altına verilen millet evlådını, memleket sıtalarını, düşmana, ölüme yöneltirken tek düşüneceği nokta, milletin kendisinden beklediği vatanî vazifeyi ateşle, süngü ile ve ölümle yapmak ve sonuçlandırmaktır. Askerî vazife, ancak bu anlayıs ve görüşle yapılabilir. Lâfla, politika ile, düşmanın aldatıcı vaatlerine kulak vermekle, askerlik vazifesi yapılamaz. Komutanlık vazife ve mesuliyetini yüklenecek kadar omuzlarında ve bilhassa dimağında kuvvet bulunmayanların, feci sonuçlarla karşılaşmasından kaçınılamaz.” Mustafa Kemal ATATÜRK
Sayfa 128 - Nutuk II s.492·Kitabı okudu
Tarih
Reklam