Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksin
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksin,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için
yaşamak, yani ağır bastığından
1947