Mahpusluk bir çeşit hastalıktı. Önce kendine karşı güçsüz oluyorsun. Hiç kimseden hiçbir şey beklemediğin halde insanlardan korkuyorsun! Evet, mahpusluk, insanoğlunun bulduğu dört başı denk namussuzluklarin en rezili... Mahpusluk ilk dakikasında insanın ruhunu alçatan bir şey... O kadar ki, ayrıca ete kemiğe, akla mideye yapılan işkenceler, bunun alçalticiligini artiramiyor, araya bit boğuşma soktuğundan bir bakıma azaltıyor bile.
Bence bu dünyada kadın milletinin yüzde doksan dokuzu güvenden başka hiçbir şey istemiyor. Aşk maşk, para mara, güzellik müzellik hep laf... Kadın kısmı yalnız güven arar. Güven dediğimiz meret de lafla olmuyor.
On adım gittin de ayak izlerin silindi mi, yeniden kendine dönüyorsun! Hiç adım atmamış gibi. Dünyada senden başka hiçbir şey kalmadı mı, sen de kalmamış oluyorsun.