Bazı romanlar olay örgüsüyle değil, bıraktığı hisle kalıyor insanın içinde.
“Yedi Evin Sırları” benim için tam olarak öyle bir kitaptı.
Alev Aksoy Croutier, yalnızca bir aileyi değil; zamanın insanlar üzerindeki sessiz etkisini, kuşaklar boyunca taşınan kırgınlıkları ve özellikle kadınların görünmeyen iç dünyasını anlatıyor. Üstelik bunu oldukça sakin, zarif ve yer yer melankolik bir atmosferle yapıyor.
Kitabın en sevdiğim yanı ise evlerin neredeyse yaşayan bir hafızaya dönüşmesiydi. Mekânlar burada sadece dekor değil; susan, saklayan ve hatırlayan karakterler gibi.
Hızlı akan bir roman değil belki ama sabırla okunduğunda insanı içine çeken, eski bir sandığın içinden çıkan mektuplar gibi hissettiren bir tarafı var. Özellikle aile anlatıları, geçmiş–gelecek ilişkisi ve nostaljik atmosfer sevenlerin sevebileceğini düşünüyorum.
Bence yazar kitap yazmayı bırakıp başka bir iş yapsın! Sırf kitap fuarından o kadar para verip aldığım için ( ki 3 seri kitabını da satmayı başardı bana yazar ve ben aldığıma bin pişman; o parayla başka kitaplar almayı tercih ederdim) okudum.. Kitaplığımda da yeri yok.. Biliyorum acımasızca eleştirdim ama gerçekten çok sinirliyim! Bir hikaye bu kadar mı düzensiz ve sıkıcı anlatılır.. Hangi karakterin konuştuğu belli değil çoğu zaman ve kimin neyi yaptığı.. Evet bir hikaye var yazarın kafasında ama bunu bir kitap çıkaracak kadar bir araya getirmek ve lezzetlemek, anlaşılır hale getirmek için gerekli yazar yeteneğine sahip değil bence.. Çok basit, çok sinir bozucu bir yazımı var.. ilk defa bir kitabı ( üçünü de sattığı için 3 kitabı aslında ) aldığıma pişmanım..
Çok fakir bir aileden gelip ülkesinin en ünlü geyşası olan Chiyo'nun aşkına ulaşması için yapmak zorunda kaldıkları ve geyşalığın ince ayrıntılarının anlatıldığı bir bestseller olan kitap.
Ahmet Arslan, köpeğiyle birlikte sessiz ve sakin bir hayat sürerken katıldığı bir davet sırasında bir kadının öldürülmesiyle, sıradan olan hayatı bir anda değişir. Olayı araştırmaya gelen gazeteciye, kendisinin ve kardeşinin hayatını anlatmaya başlar.
İnsan beyin kapasitesinin ne kadarını kullanabilir? Geleceği ne kadar öngörebilir? Bütün olasılıkları hesaplayıp sonu ölümle bitmesi kesin bir kovalamacayı tersine çevirip hayatta kalabilir mi?