İnsanoğlu özünde acımasız bir varlık mıdır? Bizler sadece evrensel tecrübeleri mi yaşıyoruz? Sadece yüce bir varlık olduğumuz yanılgısıyla yaşıyoruz hepsi bu; her an bir hiç olan böcek, hayvan, irin, iltihap kümesine dönüşebilir miyiz acaba? Hakarete uğrayıp, mahvedilip öldürülmek, tarihte defalarca kez tekrarlanan bütün bunlar insanoğlunun kaçınılmaz kaderi mi acaba?
“Mutlaka öldürmek istediğim insanlar
vardı, ağabey," dedi.
...
"Ne zaman olursa olsun, ben ölürken o insanları da mutlaka yanımda götürmeyi düşündüm."
…
"Fakat artık böyle düşünmüyorum. Bitap düştüm."
Merdivenleri çıkan askerlerin karanlığın içinden yaklaştıklarını görmelerine rağmen, bizim ekipten kimse tetiği çekmedi. Tetiği çekince birinin öleceğini bile bile bunu yapamazlardı. Biz ateş bile edemeyen silahlı çocuklardık.
Bütün herkesin bir mucize gibi kendi kabuklarından sıyrılıp solgun çıplak tenleriyle bütünleştiği o anı görünce bu dünyadaki en büyük ve en yüce kalbin, parçalanıp kanayan o kalbin tekrar kusursuzca attığını hissettim. İşte beni etkisi altına alan tam da buydu. Siz bilir misiniz, insanın kendisinin tamamen temiz ve iyi bir varlık olduğu hissinin ne kadar güçlü olduğunu? Vicdan denilen göz alıcı parlaklıktaki mücevherin alnıma çakılmış gibi olduğu o anın parlaklığını?
Askerlerin bizden kat kat güçlü olduklarını bilmiyor değildim. Ancak garip olan, onlarınkinden daha güçlü bir şey beni etkisi altına almıştı.
Vicdan.
Kesinlikle vicdan.
Dünyadaki en korkunç şey odur.