Bütün hayrat O’nun elinde, bütün hasenat O’nun defterinde, bütün ihsânat O’nun hazinesindedir. Öyle ise; hayr isteyen O’ndan istemeli, iyilik arzu eden O’na yalvarmalı…
“Sizlere müjde, mahbublarınızdan nihayetsiz firakların yaralarını tedavi edip merhem süren bir Mahbub-u Bâkîniz var. Mâdem o var ve Bâkîdir, başkaları ne olursa olsun merak çekmeyiniz.
”
Nezakette ifrat ise, ekseriya mayadaki kabalığı örtmek için bir maskedir. Kötü mayalı bir insandaki terbiye ve nezaket sırf bir ciladır. Ve cam üzerindeki boya gibidir. Satıhta kalır. Mayaya ve öze asla işlemez. Ve hakiki manasıyla iyi insan, terbiye kumaşından dikilmiş süslü bir elbise ile değil, iç çehresi ve hamurunun mayası ile insandır.

Aynı görüş ve duyuşta, aynı bir hadise karşısında, aynı teessürü duyup reaksiyon gösteren iki kişi görülmez. Her insan, kendine mahsus manevi yapısı ve ruhi hususiyetleri ile bir başka alem ve bir psikolojik benlik yahut “şahsiyet” teşkil eder. Ve ferdin bu manevi yapısı ile ruhi hususiyetleri onda muayyen bir duyuş ve hareket ediş tarzı yaratır ki buna da “ karakter, huy, tıynet, seciye “ denir.