Mert

Mert
@MikeSierra
Summum Bonum ve Virtus
9/10
·80 syf.··
2024 16. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2024 03:29
Stoacılık nedir merak etmemle elime aldığım bu kitabı yoğunluğundan ötürü elimden kalemi eksik etmeden, her bir kelimesini anlamaya çalışıp süzerek okumaya çalıştım, bu yüzden 75 sayfa olmasına rağmen bitirmem oldukça uzun sürdü. Kitabın ilk kısmında Seneca mutluluk ve "en yüce iyi (summum bonum)" kavramları konusunda görüşlerini paylaşıyor. Mutlu bir yaşamın haz peşinde koşarak, talihin getirdikleri ve getireceklerine bel bağlayarak değil, bireyin doğayla uyumlu bir biçimde kendi özüne dönmesiyle elde edilebileceğini savunuyor. Seneca'ya göre en yüce iyi, yani mutlak olarak hedeflenip ulaşılması gereken nokta erdemdir(virtus). Kişi ahlaki doğruluğa önem veriyorsa, iyi ve kötüyü aklını doğru şekilde kullanarak ayırt edip geçici hazlara sırt çeviriyorsa gerçek anlamda mutludur. Zira kaynağı kişinin kendisi olmayan herhangi bir mutluluk bitmeye mahkumdur; ancak kişi kendi özündeki mutluluğa ulaşabilirse o zaman mutluluğu tükenmeyecektir. Kitabın ikinci yarısında bahsedilen "kısa yaşam" ise mevki ve makam peşinde koşmak ve yarını planlarken bugünü yaşamayı unutarak anı kaçırmaktır. Seneca, kişinin uzun ve erdemli bir yaşam sürebilmesinin kendine dönmesiyle mümkün olacağını savunmaktadır. Plan yaparak anı kaçırıp yaşlılığında geçmişi pişmanlıkla anarak ölümden korkan insanı zavallı olarak nitelendirmektedir. Bunu da şu cümlelerinden anlayabiliriz: "Tüm planları ellinci ve altmışıncı yaşlara kadar ertelemek ve az kişinin ulaştığı bir noktada yaşama bağlanmayı isteyerek ölümlülüğü unutmak ne büyük aptallık!" Yaşamın, yarına dair planlar yaparken bugünü kaçırarak değil, bugünü doğru ve dolu bir şekilde yaşayarak sürdürülmesi gerektiğini vurgular. "Uzun vadeli planlar yapıyorlar, oysa bu tür bir erteleme en büyük yaşam israfıdır, bu erteleme öncelikle onlardan günü çalar,
Felsefe-Düşünce
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İhtilalden İntikama
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2022 16:50
"Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi"(It was the best of the times, it was the worst of the times) şeklinde bir açılış cümlesiyle, Fransız Devrimi'nin yaklaşık 10 küsür yıl kadar öncesinden başlayıp, ihtilalin terör dönemine kadar olan sürecinin Londra ve Paris ekseninde, bir aşk hikayesi merkezinde ele alındığı ve severek okuduğum bir roman oldu. Sebepsiz yere Bastille'de ömürleri çürümüş insanlar, Monsenyörlerin (soyluların) halkı insan yerine dahi koymaması, fakirlikten kırılan halkın taleplerinin kraliyette bir karşılık görmemesi, ve nihayetinde halkın ayaklanarak kendi otoritesini kurma çabalarının suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin tüm soylulardan intikam alma seremonisine dönüşmesi, kitabı ve devrim dönemini kısaca özetliyor diyebiliriz. Kitabı okuyacak olanlara tavsiyem, okumadan önce ya da okuma esnasında YouTube'da Fransız İhtilali ile alakalı yaklaşık 40-45 dakikalık belgeseller var, onlardan en azından birini izlemeniz. Süreç genel hatlarıyla nasıl ilerlemiş, neler olmuş gibi önbilgilerle okuyunca ben kitaptan çok keyif aldım. Kitabı ve bu dönemi benim için özetleyen bir alıntıyla incelememi noktalamak istiyorum: "Değişiklik,Monsenyörlerin şahsında vücut bulan, yontulup rafine edilerek güzelleştirilmiş ve kutsanmış üst sınıfların ortadan kaybolmasından ziyade alt sınıfların yüzlerinin görünür hale gelmesiydi." (s296, İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikleri)
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202076,4bin okunma
Şeyh uçmaz, müritleri uçurur
8/10
·629 syf.··
2022 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2022 14:31
Önceki iki kitapta olduğu gibi bu kitapta da Çukurova yöresindeki ağalarla köylü halkın mücadelesini anlatmaya devam etmiş Yaşar Kemal. Eşkıyalığı bırakmak isteyen, ama eşkıyalığın onu bırakmadığı bir İnce Memed var bu kitapta karşımızda. Kitabın dili her zaman olduğu gibi oldukça yalın, akıcı. Ancak gerçekle masalın bilhassa kitabın sonlarına doğru çok fazla iç içe geçmesi okurken zaman zaman bunalmama sebep oldu. Cumhuriyetin ilanını takip eden ilk yıllarda ağalık düzenine başkaldırıp dağa çıkmış olan İnce Memed'in önceki kitapta kafasına yerleşen "Ağalar vurmakla bitmez." düşüncesinin bu kitapta yerini "Bir ağa gider bir ağa gelir, bir İnce Memed gider, yerine bin İnce Memed gelir." düşüncesine bıraktığını görüyoruz. Ayrıca ilk iki kitapta hissedilen devletin otorite eksikliğinin az da olsa giderilmeye başlandığı, ağaların her dediğine olur demeyen devlet görevlilerinin de hikayeye eklenmeye başlanmasıyla anlaşılıyor. Hikayede gerçekleşen her olayın hem köylülerce hem de ağalar tarafından İnce Memed'den bilinmesi, Memed'e sürekli doğaüstü yakıştırmalar yapılması ve bunun sonunun gelmemesi aklıma, başlık olarak da kullandığım, "Şeyh uçmaz, müritleri uçurur." atasözünü getirdi istemsizce. Serinin üçüncü kitabında ilk iki kitapla kıyaslayınca yazarın olay akışından ziyade karakterlerin düşünceleri ve geçmişleriyle birlikte genel bir dönem tablosu çizmeye odaklandığı net bir biçimde fark ediliyor. 457. sayfadan 459. sayfaya kadar anlatılan Hasan Dağı'nın hikayesi kitapta en çok hoşuma giden bölüm oldu diyebilirim. Ayrıca hikayeye yeni dahil edilen karakterlerin tanıtımlarının oldukça iyi yapılmış olması, geçmişleri, bulundukları noktaya ne şekilde gelmiş olduklarının anlatımı fazlasıyla beğendiğim bir diğer noktaydı. Serinin bu kitabını okumak benim için biraz
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,2bin okunma
Bir Anti Kahraman Hikayesi
7/10
·176 syf.··
2022 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2022 11:34
Kitap, 15 yaşında üç arkadaşıyla birlikte serserilik yapan, içinde iyilik adına zerre kırıntı barındırmayan ve en büyük tutkusu klasik müzik olan Alex'in başından geçenleri, kendi ağzından anlatıyor. Kitapta yer yer bahsedilen klasik eserlerin bir listesini incelemenin en sonunda bulabilirsiniz, ve okumayı bu listeden seçeceğiniz bir eser eşliğinde çok daha keyifli ve etkileyici hale getirebilirsiniz. Kitabın ilk bölümünde tasviri yapılan vahşet, zaman zaman "Ben ne okuyorum?" dedirtti. Ancak ilerleyen bölümleri okudukça kitabın ilk bölümündeki bu anlatımın yerinde olduğu kanısına vardım. Kitabın yazılış hikayesini de okuyunca yazarın bu kadar öfkeli bir dil kullanmasına çok da şaşırmadım açıkçası. Üslubu itibarıyla kaba ve bol argolu olduğu için, bu tür kitapları çeviriden okuyunca anlam daralması maalesef ki yaşanıyor, kitabın ve yazarın diline ulaşmak zorlaşıyor. Benzer problemleri Fahrenheit 451'i okurken de yaşamıştım. Kitap, bir olay akışından çok bir devinimden, döngüden bahsetmekte. Bunu kitabın sonlarında Alex'in eski dostu Pete ile karşılaşmasından sonraki düşüncelerinden çıkarabiliriz. "İnsan kendi iradesi dışında herhangi bir şeye zorlanırsa, bu iyilik dahi olsa, insanlığını kaybeder. Olan her şey doğal akışı içinde olmalıdır, birey bir noktada kendisini kendi iradesiyle topluma dahil edecektir ve etmelidir. Başka türlüsü uygulanabilir değildir." gibi bir önermesi bulunan kitap, kahramanımız Alex'in, şartlı koşullandırma vasıtasıyla kötülükten iradesi dışında uzaklaştırılıp iyilik yapan ve kötülüğü aklından dahi geçiremeyen bir makineye dönüşümünden (a clockwork orange) bahsediyor. Kitabı benim için kısaca özetleyen pasaj şu oldu (bu kısım spoiler içerir): "Tanrı'nın istediği iyilik mi yoksa iyiliği seçebilme şansına sahip olabilmek mi? Kötülüğü seçen
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024112,9bin okunma
Bir yağız atla bir Adem'in hikayesi
9/10
·459 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2022 21:20
UYARI: Yazacaklarım, ilk kitabı okumamış olanlar için spoiler içerir. Kitap, cumhuriyetin ilk yıllarında, köylüsü, kasabalısı, ağası, candarması, eşkıyasıyla Çukurova yöresinin genişçe bir tablosunu sermektedir okuyucunun önüne. Yaşar Kemal'in anlatımı, tasvirleri, serinin ilk kitabında olduğu gibi bu kitapta da muazzam. Anlattığı her şey adeta kitabın sayfalarından çıkıp gözünüzün önünde beliriveriyor. Beş köyün ağası Abdi Ağa'yı öldürdükten sonra dağlara kaçan İnce Memed, Abdi Ağa'nın yerine kardeşi Kel Hamza'nın geçtiğini ve köylüye eskiye nazaran misliyle kötü muamele ettiğini duyunca, Abdi Ağa gider, Kel Hamza gelir, Hamza gider, başka Hamza gelir ve bu böyle sürüp gider diye düşünerek, verdiği mücadeleden şüphe duyar ve suya sabuna dokunmadan, ama içi içini yiyerek günlerini geçirir. Durum civar köylerde de pek farklı değildir; beyler, ağalar ve onların eşkıyaları köylüye hayatı zindan etmekte, ellerinde avuçlarında ne varsa almaktadır. Memed'in Vayvay köyüne gelmesiyle umutlanan köylüler, kendilerinde beylere, ağalara kafa tutacak cesareti yeniden bulurlar ve olaylar gelişir. Kitapta köylünün yalnızlığı, sahipsizliği ve birlik olmakta yaşadığı güçlükler, ağaların yozlaşmış devlet temsilcileriyle yaptıkları işbirlikleriyle köylüye ettikleri eziyet ve otorite boşluğu çok güzel işlenmiş. Bu kitabın ilk kitaba göre en büyük farkı, olayın yalnızca İnce Memed üzerinden değil, aksine topyekün köylü üzerinden ilerlemesi. Memed, kitabın büyük bir bölümünde yalnızca isim olarak geçmekte ve olayların gidişatına pek fazla müdahil değil. Kitabın kurgusuyla alakalı konuşmak gerekirse, beni en çok zorlayan nokta, bölümlerin oldukça kısa olup yazarın her bölümde farklı konudan bahsetmesi oldu. Yer yer geri dönüp hangi karakter kimdi bakmak durumunda kaldım. Ancak sona
Edebiyat
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202038,9bin okunma