UYARI: Yazacaklarım, ilk kitabı okumamış olanlar için spoiler içerir.
Kitap, cumhuriyetin ilk yıllarında, köylüsü, kasabalısı, ağası, candarması, eşkıyasıyla Çukurova yöresinin genişçe bir tablosunu sermektedir okuyucunun önüne. Yaşar Kemal'in anlatımı, tasvirleri, serinin ilk kitabında olduğu gibi bu kitapta da muazzam. Anlattığı her şey adeta kitabın sayfalarından çıkıp gözünüzün önünde beliriveriyor.
Beş köyün ağası Abdi Ağa'yı öldürdükten sonra dağlara kaçan İnce Memed, Abdi Ağa'nın yerine kardeşi Kel Hamza'nın geçtiğini ve köylüye eskiye nazaran misliyle kötü muamele ettiğini duyunca, Abdi Ağa gider, Kel Hamza gelir, Hamza gider, başka Hamza gelir ve bu böyle sürüp gider diye düşünerek, verdiği mücadeleden şüphe duyar ve suya sabuna dokunmadan, ama içi içini yiyerek günlerini geçirir. Durum civar köylerde de pek farklı değildir; beyler, ağalar ve onların eşkıyaları köylüye hayatı zindan etmekte, ellerinde avuçlarında ne varsa almaktadır. Memed'in Vayvay köyüne gelmesiyle umutlanan köylüler, kendilerinde beylere, ağalara kafa tutacak cesareti yeniden bulurlar ve olaylar gelişir.
Kitapta köylünün yalnızlığı, sahipsizliği ve birlik olmakta yaşadığı güçlükler, ağaların yozlaşmış devlet temsilcileriyle yaptıkları işbirlikleriyle köylüye ettikleri eziyet ve otorite boşluğu çok güzel işlenmiş.
Bu kitabın ilk kitaba göre en büyük farkı, olayın yalnızca İnce Memed üzerinden değil, aksine topyekün köylü üzerinden ilerlemesi. Memed, kitabın büyük bir bölümünde yalnızca isim olarak geçmekte ve olayların gidişatına pek fazla müdahil değil.
Kitabın kurgusuyla alakalı konuşmak gerekirse, beni en çok zorlayan nokta, bölümlerin oldukça kısa olup yazarın her bölümde farklı konudan bahsetmesi oldu. Yer yer geri dönüp hangi karakter kimdi bakmak durumunda kaldım. Ancak sona