Türkiye'de birçok inanan, ne anlama geldiklerini sormadan anlamadan arapça dualar ezberlemesi hep tuhaf gelmişti Peri'ye.
Oysa birçok inanan, duaları kuru kuruya ezberliyordu sadece. Gördükleri her arapça yazıyı kutsal zannedenler bile vardı.
Ben ölüyorum ve hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden falan geçmeyecek. Hissediyorum. Ben unutmak istiyorum doktorcuğum. Eskiden olan her şeyi unutmak. İnsan ölürken geçmişi hatırlarsa çok üzülür değil mi? İnsan ölürken kendi kendini niye üzsün ki!
Bazı insanların öylesine geniş, öylesine esnek tanrı görüşleri vardır ki her nereye bakarlarsa baksınlar tanrıyı bulacaklarına hiç şüphe yoktur. Onlara sorduğunuzda "tanrı en büyüktür" ya da "tanrı bizim en üstün yaradılışlı halimizdir" ya da "tanrı kainattir" diyeceklerdir. Elbette, tıpkı diğer kelimelerde olduğu gibi "tanrı" kelimesine de istediğimiz anlamı verebiliriz. Eğer "tanrı enerjidir." Demek isterseniz, onu bir avuç kömürün içinde de bulabilirsiniz.
Tam her şey yoluna girdi derken, bir bakıyorum yolda bile değilmişim. Üstelik, hiçbir zaman tamam edememişim hiçbir şeyi. Yorulmuşum, adım atacak mecalim kalmamış. Yoldayım ama yanlış istikamette. Sahiden iyi gidiyor diye düşündüğüm her şeyi, ellerimle ziyan etmişim. Ömrümü de...
Suçlu arıyorum, sebep arıyorum yok. Bana benden daha büyük düşman hiç olmamış. Tutunduğumu zannettiğim her dal, emaneten bana tutunmuş. Sarıldığım her el, sırtımda dermansız bir yara ile beni benimle bırakmış. Herkes gitmiş, ben kalmışım.
Yutkunamıyorum. Biri benden, alsın beni.