Defolu Kelebek

Defolu Kelebek
@Milennaa
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş...
Türk Dili ve Edebiyati
260 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Evet bu yüzden, yorgunluğumu anlatamıyorum kimseye Yakınmalarımda ince bir alay görüyorlar. Bu inceliği bana yakıştıranlar tabii cahil insanlar. Ötekilerle artık görüşmüyorum. Darıldım onlara. Onlar bu dargınlığımın farkında değil tabii. Kapıdan çıkıp gidince hemen unutuluyorum. Bir de benimle uğraşacak vakitleri yok. Çünkü uğraşmaya değmiyorum. Ben de darıldım onlara işte. Yolda, onlardan birini görünce, sıkılarak gülümsüyorum. İçimden geçenleri saklamak istiyorum. Onların içinden ne geçtiğini anlayamıyorum; yüzlerinden belli olmaz ki duyguları. Bu nedenle yüzlerini görmek içime sıkıntı veriyor. Sıkıntıma onlar sebep oldu sanki. Hepsi de sanki hiçbir şey olmamış gibi rahatça yürüyor yolda. Karşıdan karşıya emin adımlarla geçiyorlar. Günlük yaşayışlarını sürdürüyorlar. Galiba yalnız ben yoruldum. Ve bu yorgunluğumu yaşamak zorundayım.
Sayfa 592 - İletişim Yayınları •Oğuz Atay Bütün Eserleri Dizisi 1 2008,İstanbul·Kitabı okudu
Reklam
bu Goethe'yi de Beethoven hiç sevmezmiş. Burada Goethe kazanıyor: çünkü öbürü müzisyen o anlamaz. Beethoven de kızmış, Dokuzuncu Senfoni'ye Schiller'in şiirini koymuş. Malumu âliniz, Schiller'le Goetheʼnin arası biraz şekerrenk. Zaten Beethoven, Goethe'ye parkta imparatora selam verdi diye içerliyor. Anlayamadım efendimiz: yani Beethoven'in arası iyi değil mi imparatorla? Ne aptal şeysin Olric. Ondan değil. Sosyal meseleler bakımından canım! Sosyal bakımdan bilinçlenmiş her adamın evinde bu nedenle Dokuzuncu Senfoni bulunur. Yalnız bu Goethe hakkında çok iyi şeyler duydum.
Sayfa 580 - İletişim Yayınları •Oğuz Atay Bütün Eserleri Dizisi 1 2008,İstanbul·Kitabı okudu
İşte Tolstoy: bunu da alalım. Bu Dostoyevski'yi de. Neden hiç anlaşamamışlar acaba?Tolstoy gibi bir deha neden değerini anlayamamış Dostoyevski'nin? Ben ikisini de anlıyorum. Aynı devirde yaşadıkları halde hiç görüşmemişler. Hiç mi merak etmemişler birbirlerini? Nasıl kaçırmışlar bu fırsatı? Bir bilseydiler. Dostoyevski'nin kanında Yahudice bir şey var diyor Tolstoy. Ne yazık. Yazarlar birbirlerini değil de yazmayı seviyorlar galiba efendimiz.
Sayfa 578 - İletişim Yayınları •Oğuz Atay Bütün Eserleri Dizisi 1 2008, İstanbul·Kitabı okudu
O gece Turgut karısıyla, bütün geçmiş alışkanlıklarını bütün birlikte geçen yaşantılarının verdiği alışkanlıklar kullanarak sevişti. Ona artık verebileceğim bir şey kalmamış Olric. Alışkanlıklarımdan başka verebileceğim bir şey kalmamış ona. O ise, bütün bu uzun sevişmeyi, onu şimdiden özlemeye başlamam gibi bir duyguyla açıklıyor. Oysa Olric, içimde özlemini duyduğum uzak ülkemin soğuklğu, beni başarısızlığa uğratabilirdi.
Sayfa 564 - İletişim Yayınları •Oğuz Atay Bütün Eserleri Dizisi 1 2008, İstanbul·Kitabı okudu
Nasıl olursa olsun, bu zamanı, bu ağır geceyi geçirmek ge rekiyordu. Düşüncelerini kendine saklamak isteyen bir insan olarak yataktaki yakınlığın getireceği huzursuzluktan korkuyor, konuşmayı uzatıyordu. Günün yaşandığı bu oda da, elbiselerle yapılan bu oturum, günün devamıydı onun için. Yatak odasında yeniden başlaması gereken bir yaşantının düşüncesi onu yoruyordu. Orada sahte ve zorlama bir davranışı sürdürmek çok zahmetliydi. Yolculuğa çıkmadan önceki gece insan hemen arkasını dönüp yatamazdı. Çocuklar uyumuştu. Konuşma, anlamını kaybetmeye başlamıştı. Hiçbir dış etkenin bozamayacağı yakınlık, kaçınılmaz duruma gelmişti. Bu huzursuzlukla, karısından önce kalkarak yatak odasına doğru yavaş yavaş yürüdü.
Sayfa 561 - İletişim Yayınları •Oğuz Atay Bütün Eserleri Dizisi 1 2008, İstanbul·Kitabı okudu
Reklam