Kadın, hiçbir yerde yaptığı işin niteliğine göre muamele görmüyor, fakat cinsiyetine göre yargılanıyor. Bu yüzden kadının, kendisine yer edinebilmek ve var olma hakkını savunmak için cinsel cazibesiyle bedel ödemek zorunda olması neredeyse kaçınılmaz.
Erkek ile kadın, farklı mizaçlara, duygulara ve eğilimlere sahip iki aynı insandır. Ikisi de, kendi fikirleri ve tutumlanıyla hareket eden, kendi çapında küçük birer kozmostur. Eğer iki ayrı dünya özgürlük ve eşitlik içerisinde birbiriyle buluşursa, bu muhteşem ve şiirsi bir haldir.
Ve kadın ne kadar akılsızsa, yani eril ne kadar saplanıp kalmışsa o kadar tatlıdır, o kadar cinseldir. "Toplumumuz"daki en tatlı kadınlar kudurmuş seks manyaklarıdır. Ama tabii, korkunç korkunç derecede tatlı olduklarından düzüşme düzeyine inmezler -onun yerine aşk yaparlar, bedenleri aracılığıyla iletişir, duyumsal ilişkiler kurarlar; daha edebi olanlar, Eros'un nabzına uyup Evreni ellerine geçirir; dindar olanlar Semavi Duyumsallıkla ruhsal bir komünyon içine girer; mistikler Erotik İlkeyle ortaya çıkıp Kosmosla kıvama gelir ve keşler de kendi erotik hücreleriyle temasa geçer.
Bir kadın, kimliğinin ve bireyselliğinin gerçek olduğunun farkındadır ve yanlış olan tek şeyin başkalarını incitmek ve hayatın anlamının sevmek olduğunu çok iyi bilir.