Hiç iş yapmadım. Hiç kimse beynimi ütülemedi. Hiç misafir gelmedi. Hiçbir gece de birisini aramadım. Istediğimin bu olduğunu anladım. Yeniden evlilik hayatı düzenlerine girişecek hiçbir gücüm kalmamış.
Burada yalnız kaldım. Bach dinliyorum Dinlemiyorum ya Burada bir ben var. Belki de bana benzemek isteyen birisi Kafamın içinde her şey bir arada. Ama kafam bomboş. Hiç bu kadar yalnız ve rahat olmamıştım. Bomboş.
Yayımlanan bu mektuplar S. Ali'yi nişanlı, eş ve baba olarak daha yakından tanımamı sağladı. Aşkı, evliliği, özlemini, aile hayatını kendi cümleleriyle okumak, benim için tarifsiz bir duygu. Coşkulu bir aşık, düşünceli ve sorumluluk sahibi bir eş, sevecen ve kaygılı bir baba.
Kendi dönemindeki siyasi olaylardan pek bahsetmez mektuplarda. Onunla aynı dönemde yaşayan Pertev Naili Boratav, Cevdet Kudret, Melih Cevdet Anday, Aziz Nesin gibi şahsiyetlerden kısa kısa bahseder, onları dostu ve aile yakını olarak görüyor.
Kendi iç dünyasıyla ilgili olarak paylaştığı bu düşünceler cok kıymetli. "Ben zaten kızdığımı nadiren belli ederim. Teessürümü de hiç göstermem. Herkes beni keyfi yerinde, daima gülen biri sanır. İşte bunun için yazılarım çok dertlidir. Hayatımda gösteremediğim teessürümü yazılarımda gösteriyorum."