Milsanin Kitapları

Milsanin Kitapları
Önyargısız okumaya, kendini okudukları ve gördükleri ile ileri taşımayı amaç bilmiş kişi.

Milsanin Kitapları

, bir kitap okudu
Puan vermedi·305 syf.··
2025 29. kitabı
Belgin Kaçar
9.7/10 · 11 okunma
Reklam
“Buyur?”. Bu Muzaffer Hoca’ydı. “Ne?” Bu Menderes’ti. “Çeto dedi. Buranın köpekleri görmüş. Muhtarın yeğenleri yakmış. Hee, ben didim. Şahidim var yani. Sırrı. Bu Çeto’ydu. “Ne didi ne didi? Bişiy dir gibi baktı. Ne didi?” “Şahidim var dedi. Sırrı diye biriymiş.”Sırrı kimmiş?” dedi Menderes. Kaptırmıştı. Yazılı ifadesini alalım hemen. Konuştuğunun on yaşında bir ilkokul talebesi üzerinden Çeto adlı bir köpek olduğunu aklına getirmediği için istihbarat kaynağının bir başka köpek olabileceğini de aklına getiremiyordu. “Yarın korkar, vazgeçer mazgeçer.” Angaralı bi argadaşımız. Burda oturuyo. Çaarın dirseniz çaarırım amma yazılı ifadesini nası alacaksınız bilmem. Gendisi köpek cünkü. “Köpekmiş.” Bu Ömer’di. “Kim?” Bu Menderes’ti. “Sırrı.” Bu Ömer’di.” Ben de bi şey yakaladık sandım yaa.” Bu malum. Hep birlikte, tabii ki Çeto hariç, içeri girdiler. Mamak Karakol Amiri, Muhtar Hacı Naci Kalaycı’nın ifadesini alıp yanındakilere not ettirirken Rahmi Beşikçi ayağa kalkıp kendini tanıttı, başka bir planları yoksa gece mutlaka misafir etmek istediğini söyledi. Muzaffer Hoca’yla Menderes birbirlerine bakıp “Olur.” dediler. Ne planları olacaktı. Kaldı ki, asıl yapmaları gereken şey de oydu. Oturup plan yapmak. Bundan sonra ne olacaktı? Ömer’i Konya’ya götüremezlerdi. Burada da bırakamazlardı. Ya Çeto? Onu ne yapacaklardı? Kafa kafaya verseler de sabaha kadar döküp düşünseler azdı.
Diyelim bir insan bir insana iyilik edecek. Öncesinde başına bin bela sardırırsaydı, o iyilik muhakkak bela yokken yapacağı iyilikten bin misli büyükmüş gibi görünürdü. Diyelim ziyafet çekecek birine, öncesinde üç gün aç bıraksındı, baksındı bakalım nasıl hora geçiyormuş o ziyafet, nasıl da ziyafet gibi geliyormuş bir dilim kurtlu ekmek. Diyelim saçını okşayacak; öncesinde iki saat dövsündü mesela, görsündü ondan sonra o saçı okşananın sevincini. Madem sonunda iyiliğe varacaktı her kötülüğün sonu, sonsuz ilmiyle Allah denen o alim tutup kulağından iyiliğin kapısına bıraksaydı ya kullarını.Kurtlu ekmeğe şükrettireceğim diye aç koyup durmak nasıl bir ilimdi?
Edebiyat & Roman