Hülya Yücel Ergün

Hülya Yücel Ergün
Ses Söz Arpacık
Uluslararası İlişkiler
316 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
"Tıpkı kaza eseri Portekizce öğrenemeyeceğiniz gibi kendinizi kaza eseri cehennemde bulamazsınız. Burada söz konusu olan teolojik nokta şudur: Tanrı kimseyi cehenneme yollamaz. Tanrı'nın inayetini reddederek, eğer böyle bir geri çevirme anlaşılabilirse, sen kendin gidersin oraya. Bu insan özgürlüğünün nihai, korkunç sonucudur."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Pincher Martin*, ölmeyi reddeden bir adamın öyküsüdür. Ama bir dizi geri dönüşten çabucak öğreniriz ki bu açgözlü, şehvet düşkünü, çıkarcı deniz subayı aslında hiç canlı olmamıştır. ‘Ağzı ve fermuarı açık, elleri almak için ileri uzanmış olarak doğmuştur o,’ der bir meslektaşı. Kaya üstündeki tek başınalığı onun baştan beri hep yalnız bir yırtıcı olduğunu vurgulamaktadır. Martin diğer insanları kendi çıkarlarının ya da keyfinin nesneleri olarak kullanır ve kayanın üstündeyken yorgun vücudunu, çeşitli görevleri yerine getiren paslı bir mekanizma gibi görmekten başka bir şey yapamaz haldedir. Romanın dinç, kuvvetli üslubunun da gösterdiği gibi, kahramandan geriye sadece bir hayvan kalmıştır -hep olageldiği içgüdüsel olarak kendini kurtarmaya çalışan yaratık. O zaman Martin’in bilmeden ölmesi yerindedir çünkü ölüm vücudunu anlamsız bir madde parçasına indirger. Ölüm maddeselliğin ve anlamın ayrışmasını temsil eder. Vücuduna yabancılaşmış Martin, tıpkı bir vinçte oturan biri gibi, uzuvlarını manivela kolları gibi kullanırken, kendi içine çekilmiştir. Kötülük beden ve ruh arasında bir ayrılmayı içerir -soyut bir baskı kurma ve tahrip etme iradesiyle bu iradenin yerleştiği anlamsız bir parça et arasındaki ayrılmayı. Martin görmez; gözlerini çevresindeki şeylere bakmak için kullanır. Hayattayken, onları kendi keyfinin mekanik araçları olan et parçaları gibi görerek, çevresindeki insanların vücutlarının gerçekliğini inkar etmiştir. Şimdiyse, katıksız bir ironik dönüşüm sonucu kendi vücudunu sanki bir başkasınınmış gibi kullanır. Bitap düşmüştür, uzuvlarını bütünüyle iradesinin zoruyla hareket ettirmek durumunda kalmıştır ve bu da hayatı boyunca diğer insanlara nasıl davrandığını vurgulamaktadır. Vücudu artık kesinlikle kişiliğinin bir parçası değildir. Vücut kişiliğin tene
Sayfa 24·Kitabı okudu

Hülya Yücel Ergün

, bir kitap okudu
9/10
·272 syf.·
Beğendi
·
18 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2023 17:41
·
2023 9. kitabı
Nihan Kaya
8.9/10 · 1.053 okunma
"(...) kadınlar kişi olarak görülebilseydi İslam geleneği, kültürü ve anlayışı da farklı şekillenecekti. Kişisel bakış ve yargılar bizim İslam zannettiğimiz şeyde çok etkili oldu. Bugün insanların İslam zannederek savunduğu birçok şey, o dönemde yaşamış bu erkek alimlerin kendi kısıtlı dünya görüşü ve değer yargılarıyla yorumladıkları."
"Ahlakçılık, ahlaki yargıların, daha dünyevi konuların oldukça uzağında, kendilerine ait kapalı bir nüfuz alanında var olduğuna inanmaktır. Bazı Marksistlerin etik kavramının kendisinden rahatsız olmalarının sebebi budur. Bu onlara tarih ve politika kavramlarından uzaklaşmak gibi gelir. Ancak bu bir yanlış anlamadır. Doğru tanımlandığında ahlak düşüncesi bütün bu unsurları beraber inceler. Bu, Aristo'nun ahlak kuramı kadar Hegel'in ve Marx'ın ahlak kuramları için de geçerlidir. Ahlak düşüncesi politik düşüncenin alternatifi değildir. Aristo'ya göre ahlak düşüncesi, politik düşüncenin sadece bir parçasıdır. Etik düşüncesi değer, erdem, insani özellikler, insan davranışının doğası ve benzer meseleleri irdelerken, politika böylesi insan davranışlarının gelişmesine ya da bastırılmasına olanak sağlayan kurumlarla ilgilenir. Bu bağlamda özel ve kamusal alanda aşılmaz bir uçurum yoktur. Ne ahlak sadece kişisel hayatla bağlantılıdır ne de politik olan sadece kamusal hayatla."