“Niye gelip buraya saklandığımı biliyor musun? Ah Bibi, çünkü insanlar bana bakıyor. Böyle kötü bir huyları var ve huylarını terk edemiyorlar. Böyle giderse bakılmaya mahkum bedenler olarak, dışarıda dolaşmaktan, sokaklarda yürümekten, alışverişten hepten vazgeçmemiz gerekecek. Ah Bibi, dostum, ne yapacağım? Bakılıyor olmaya tahammülüm yok artık, senin tarafından bile. Kimse gördüğünden şüphe duymuyor ve her şeyin, herkese, kendisine göründüğü gibi göründüğünden emin vaziyette dolaşmaya devam ediyorlar; bir de üstüne üstlük, sessizce düşünen, insanlara bakan hayvanlar var malum. Senin gibi. Kaybettim, gerçekliğimi ve başka herkesin gözündeki algıları kaybettim, Bibi! Kendime dokunduğumda boşluk hissediyorum. Çünkü dokunduğumda, başkalarının bana yüklediği ama benim aslını astarını bilmediğim gerçeklik duygusu var.. İşte böyle, görüyor musun? Ben, şu anda seninle konuşan kişi, patilerini ellerimle tutan kişi, sana söylediğim sözler, bilmiyorum, tam olarak bilmiyorum onları sana kimin söylediğini, Bibi.”