Hülya Yücel Ergün

Hülya Yücel Ergün
Ses Söz Arpacık
Uluslararası İlişkiler
316 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
“Gülen şahs-ı manevi kavramı ile hareketin dayanışmacı ahlakını vurgulamaktadır. Bu kavramın anlamı, İslam’ın klasik tecrübesinden hareketle, inanan insanların aynı duygu, düşünce ve sevinç etrafında ortak bir hedefe doğru beraber olmasıdır. (…) Kendi mutluluğunu başkasının mutluluğunda bulmaktır. Tüm kişisel arayışlar, arzular bu şahs-ı maneviye yönelen hastalıklar olarak algılanmaktadır.”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bu evlerde ve yurtlarda edinilen bilgiler ve gerçekleşen faaliyetlerle beraber insan özne olma kudretini kaybeder. Tamamıyla kolektivist bir varlığa dönüşür. Öznenin yokluğa karıştığı ve her şeyin hizmet kolektivizmine feda edildiği bir insan ortaya çıkar. Bundan dolayı hareketin mensupları, farklı meslekler ve farklı statülerde bulunsalar da hepsi aynı renk ve kokuyu taşıyan kişilerdir. Bu eğitim süreci yoğun bir izolasyon ile beraber gerçekleşmektedir. Işık evlerinde Altın Nesil yetiştirme çalışmalarının en önemli süreçlerinden birisi sosyal izolasyondur. Sosyal izolasyon, bireyin sosyal alandan uzaklaşması ya da kopmasıdır. İnsanın aile, akraba, aşiret, mahalle gibi doğal varlığından soyutlanarak yaşamasıdır. Gülen Hareketi, bireyleri, inşa ettiği sosyal yaşam alanına taşırken onları doğal sosyal varlık dünyalarından koparır. Keskin bir izolasyon yaşatır. İnsan aşamalı bir biçimde kendi doğal arkadaşlık, mahalle ve akrabalık çevresinden kopar. Kendisi için kurulan yapay sosyal ortama bu sayede taşınır. En sonunda ailesinden de kopar. Bunun en belirgin göstergelerinden birisi, zamanını, ilgisini ve duygularını tamamıyla grubun kolektif yaşam alanına vermeye başlamasıdır. Hatta kendi ailesi gider, Gülen ailesi gelir. (…) Birey bu kolektif yapı ile tamamıyla bütünleştiğinde, artık bütün kararları ‘baba’ rollerini en katı biçimde oynamaya yönelen abilere tabidir. Abiye göre okul tercih eder, abiye göre üniversite okur, abiye göre meslek tercihinde bulunur ve yine evleneceği kişiyi de abiye göre seçer.”
Sosyoloji
“1970’li yıllar göç ve kentleşme, gecekondulaşma, arabesk kültür ve sağ – sol siyasi çatışmalarının yaygınlık kazandığı bir dönemdir. Plakların yerini daha yaygın bir biçimde kasetler almış, kasetler ve teypler her eve girmeye başlamıştır. Gülen Hareketi de bu değişimin içinde doğar. Arabesk kültürle ve kasetlerle örtüşen popüler kültürle bütünleşir. Gülen, kasetlerle Anadolu’nun köylerine kadar girer. Arabesk müziğin acı, kadere boyun eğme ve protest diliyle Gülen’in kasetlerdeki hitabet dili örtüşür. Gülen de ağlar, bağırır, gözyaşı döker ve daha sonra da onlara kurtuluş vaat eder.”
Sosyoloji
“Gülen’in ergenlik döneminde ve daha sonra yaşadığı bu zorlukları anlatmaktan büyük bir zevk aldığı görülmektedir. Bu sıkıntı ve zorlukları anlatarak büyük bir mücadele ve azim gösterdiği duygusunu etrafına yaymaya çalışır. Bu tutumuyla kendi otoritesini derinleştirmeye çalışır. (…) Gülen’in açlık, takibat, dışlanma, evsizlik gibi mahrumiyetler içinde geçen bu ergenliği onda önemli etkiler bırakır. Bu zor ve mahrumiyetlerle dolu ergenlik ciddi anlamda bilinmeyen duygular depolar içinde. Toplumsal, çevresel ve dünyevi anlamda mahrum kaldığına inandığı şeyler vardır. Bu sebeple bunlarla kuracağı ilişkide ciddi sorunlar yaşanabilecektir. Buradan ya güçlü bir hınç ya da güçlü bir sevgi doğar. Belki de zahiri sevgi ve bilinçaltı hınç gibi ikili bir kişiliktir bu. Nitekim zahiren derin bir uysallık ve sevgi görüntüsü veren Gülen, derin ve mahrem ilişkileriyle zorba ve öfkeli bir kişilik yansıtır.”
Sosyoloji
“Bauman, cemaatlerin bu saygı ve itibar sunma işlevini büyük bedellerle karşıladığını hatırlatmaktadır.”
Sayfa 20·Kitabı okudu
Sosyoloji