Ne anlatıyorsam, onu anlamaya en çok benim ihtiyacım var. Bazen tekrar tekrar anlatarak, sizi karşıma koyarak kendime anlatmaya ve anlattığımı anlamaya ihtiyacım var. Bu yüzden bağışla beni değerli okuyucu. Farkında olmadan başkaları için söylediğim her şeyi, bu kez bilinçli olarak, sizin yüzünüze karşı kendime söyleyeceğim.
Zaman zaman, hayatımın belli dönemlerinde, çocukken dinlediğim masallara ve anneannemin anlattığı peygamber kıssalarına gider aklım. O zamanlar hayatımda öyle şeyler olur ki, o kıssalardaki insan mucizesini hayranlıkla tefekkür ederim. Hz. Nuh’un, kendisine deli demelerine rağmen ve belki de kendi içinden gelen dirençlere rağmen o geminin tahtalarını çakması, benim için asıl mucize oluverir. Ne suyun yükselmesi, ne geminin yüzmesi önceliklidir benim için. Hz. Nuh’un, her şeye rağmen, toplumun kınamasına içerlemeden o gemiyi inşa etmesindeki şifaya şükrediyorum. Hz. Nuh o gemiyi inşa ederken bir gemi inşa etmenin yanında kendini de inşa ediyordu. Rabbimin öğretmenliği tam da insan fıtratının anlayacağı dilde değil mi? Bilişsel davranışçı terapi, danışanında önce bir bilinç oluşturup sonra da o bilince uygun davranışı, mış gibi yapma pahasına danışanına uygulatıyor ve zamanla, danışanın bilinçaltındaki eski inanç “off” olurken, yeni inanç (biliş) ve davranış “on” oluyor. İnsanın çevresine rağmen, kendisine rağmen, kaygı ve korkularına rağmen doğru olanı yapma imkanı ve kendi doğrusu uğruna yaptığı eylemlerin insanı şifalandırdığı, güçlendirdiği, kendini yeniden inşa ettiği muhteşem bir terapi süreci.
İnsanların güçlerinin bir tek kendi çocuklarına yettiği, kendi değersizlik ve suçluluk duygularını farkında olmadan nesilden nesile çocuklarına aktardığı bilgisiyle söylemek isterim ki, her çocuk mükemmel doğar ve onu ailesi hasta eder, çocuğun