Kaan Kan

Kaan Kan
@Minastrit
Alıntı yapıp beğeni beklemiyorum. Amacım sadece okuduğum kitapları uygulamaya eklemek ve okurlar için inceleme yazmak... "Bir kitabın kaderi, okuyucusunun kapasitesine bağlıdır."
Kamu Personeli
Lisans Üstü
Zonguldak
Ordu, 1 Nisan
30 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·134 syf.··
2022 5. kitabı
Kısa kısa öyküler bulunan bu kitapta denizin ve balığın kokusunu, balıkçıların zor şartlar altında çabalayıp çalışmasını, kuşların sesini, adayı ve adadaki insanları yazarımızın enfes betimlemesiyle hissediyorsunuz. Bu öykülerdeki kahramanlar da tıpkı onun gibi, ona yakın ve yaşamına tanık olduğu insanlar. Kendisinin de dediği gibi içinden geldiği gibi, gelişigüzel yazmış Sait Faik. Buna rağmen tasvirleri, betimlemeleri o kadar güzeldi ki bir an orada olduğumu, o insanları oturup bir köşeden gözlemlediğimi sandım dersem yeridir. Siz de okumak isterseniz tavsiyemdir. Kitapla kalın.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·96 syf.··
2022 21. kitabı
Aylak Adam Yayınları'nın aforizmalar serisinden bir eser. Dostoyevski'nin romanlarından, hikayelerinden ve konuşmalarından alınmış sözler yer alıyor. Altını çizdiğim çok oldu. Fakat okumayı yavaşlattığı ve sonrasında fırsat olmadığı için hepsini paylaşamadım. İnceleme de biraz gecikti. Tembel miyim ne? (Yine yatağın baş ucunda Usta Dostoyevski oturuyor. Fakat bu kez öyle aşağılarcasına gülmüyor. Biraz alışmaya başladık galiba birbirimize. Söylediği sözlerin altını çizmem çok hoşuna gitti anlaşılan. Aman ben inceleme yapacaktım yine nereye getirdim lafı ya? ) Kitapta kimi sözlerde Tanrı' nın yokluğunu iddia eden ve kabul etmeyen bir üstad görürken, kimi yerde ise Tolstoy da olduğu gibi Tanrı şefkati ve özünde iyi insan olarak Tanrı'ya uygun davranmaktan bahsediliyor. Daha önce okuduğum kitaplarından da alıntılar gördüm. Aforizmalar olduğu için başucu kitabı niteliğinde. Aslında burada Usta Dostoyevski'nin arayışına da şahit oluyoruz. Kitaplarına yansıttığı ruh halinde hep bir inanç arayışında olduğunu görüyoruz. Etkinlik kapsamında yanılmıyorsam Quidam kaybettiği çocuğu hakkında bir yazıyı paylaşmıştı. Arayışın derin sebeplerinden birini de bu olay olarak görebiliriz. Tanrı'nın varlığı konusunda şöyle diyor; "Bir çocuğun ölümü Tanrı'nın varlığından şüphe etmek için en büyük nedendir." gibi bir söylemi var. Çocuğunun ölümünde yaşadığı üzüntüyü böyle bir cümle ile eserlerine dökmüş. Ya bir karakterin ağzından ya da bir not olarak. Kitapta en çok sevdiğim ve beynime kazıdığım alıntı ise: " zeki olmak, zekâdan fazlasını gerektirir." Ne güzel açıklamış o şeytani düşünceyi. Kullanmasını bilmek farklı meziyet tabi. Usta Dostoyevski kendisi çok iyi kullandığı için bunu analiz etmeyi de iyi biliyor. Aforizmaların çoğunda iyi insan olma temeli bulunuyor. Ve Usta kaleminde çoğu
Dünyayı Güzellik KurtaracakFyodor Dostoyevski · Zeplin Kitap · 20192,131 okunma
Puan vermedi·219 syf.··
2022 22. kitabı
Netoçka Nezvanova, Dostoyevski'nin sürgüne gitmesi sebebiyle yarım kalmış bir eseri. Sürgünden dönünce de tekrar oturup tamamlamak istememiş. Zaten o kitabı yazan, sürgüne gitmeden önceki Dostoyevski ile sürgünden sonraki Dostoyevski aynı kişi olmadığı için bu yüksek ihtimalle kitaba da yansıyacaktı. Kitabın yarım kaldığını öğrenince "okumasam mı?" diye düşündüm. Ancak kitap elimde bulunduğundan okumaya karar verdim. İyi ki de okumuşum. Yarım iken bile o kadar muhteşem bir kitap ki... Tek oturuşta bitirdim. O kadar da akıcı ve sürükleyici bir kitap. Tamamlansa kim bilir ne kadar harikulade bir eser olacaktı. Ancak yarım iken bile bu özelliğini yitirmemiş. Sadece keşke biraz daha okuyabilseydim diye bir üzüntü duydum. Zaten Dostoyevski kitaplarının sonunu tamamen bitiren bir yazar değil. Mutlaka bizim hayal gücümüze bir şeyler bırakıyor. Kitaplarının sonunda bizim tamamlamamız gereken olaylar bırakıyor. Bu sebeple bu kitabın yarım kalmış olması da beni rahatsız etmedi. ~ SPOİLER UYARISI ~ Netoçka, aile içi çatışmalara, ebeveynlerinin kötü tutumlarına maruz kalmış bir kız çocuğudur. Tek istediği şey sevgi, her çocuğun ihtiyaç duyduğu gibi. Ama bundan bir o kadar mahrumdur. Yaşamını kendi ağzından bebeklik, çocukluk ve genç kızlık dönemine kadar anlatıyor. Gerisi malumunuz yarım kaldığından eksik. Olaylar çok hızlı gelişiyor. Merak unsurları üst düzeyde. Kitabın son kısımlarında da heyecanlı olaylar gelişmekteydi, olay sonuçlanmadan kitap bitecek diye çok gerildim ama öyle güzel bir yerde bitti ki yarım kalmış olduğunu bilmesem de çok yadırgamazdım. Yine de insan sonunda acaba neler oluyor diye merak duymadan edemiyor. Eh, gerisi de bizim hayal gücümüze kalsın.
Netoçka NezvanovaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 20163,049 okunma
Puan vermedi·181 syf.··
2022 24. kitabı
UZUN SİBİRYA GECELERİNDE DOSTOYEVSKİ'DEN HAYAT DERSLERİ Dostoyevski "Zulüm bir alışkanlıktır;insanda bu alışkanlığın kökleşmesi,sonunda hastalığa dönüşmesi mümkündür.Sarsılmaz inancıma göre,en iyi insan bile alışkanlıkla,sanki bir hayvanmış gibi kabalaşıp o derece aptallaşabilir.Kanla,kudretle mest olur;hoyratlığı,ahlaksızlığı,içindeki kötülüğü büsbütün geliştirir;aklı,duyguları kesinlikle doğal olmayan hareketleri yadırgamaz ve sonunda bundan zevk almaya başlar." İnsan ilişkileri karmaşıktır,anlamak veya çözmek çok zordur.İnsanın değil başkasını,kendisini bile gerçek anlamda tanıması çok uzun ve tamamlanmayan bir süreçtir.Ancak buna karşın birçok insan,kendisini ve diğer insanları çözmediğini ve çok iyi tanıdığını söyler.Bu iddia, aslında kişiye kendinden kaçıştan başka bir şey getirmez. ️DOSTOYEVSKİ'NİN "KARA HALK" İLE KARŞILAŞMASI️ Bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle,Çartarafından Sibirya'da hapse mahkûm edilen Rus yazar Dostoyevski,hapis cezasını bitirdikten sonra, "Ölüler Evinden Anılar"başlıklı bir kitap yazar.Kitapta yazar,buradaki hayatından önce halkı,insanları tanıdığını düşündüğünü,ama yanıldığını burada anladığını belirtir.Yazar, "kara halk"olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra,insanları çözümlemeye ve iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar. Bu kitap,yazarın doğrudan kendi yaşamından anlatımlar ve izler taşıdığı için çok önemlidir.Dostoyevski,Sibirya'da,içindeki Sibirya'ya inmiş ve kendisini tanımaya başlamıştır. Dostoyevski aslında Sibirya'da yeniden doğmuş ve kendi içindeki Sibirya'yı keşfetmiştir bir anlamda. Dostoyevski'yi Dostoyevski yapan Sibirya'dır aslında.O her zaman öğrenen yazar olmayı tercih etmiştir,öğreten yazar değil.Uzun Sibirya gecelerinde,insan ruhu ve davranışları üzerine derin derin düşünmeye çok
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,528 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2022 25. kitabı
Dostoyevski’nin Amcanın Düşü adlı romanı Sibirya’da ki sürgün yaşamından döndüğünde yazdığı ilk romandır. Dostoyevski için bu kitabı edebiyat hayatındaki ikinci perdenin başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Sibirya’daki yaşamı yazar için bir dönüm noktasıdır. Bunun başlıca sebebi her bölgeden suçlu konumuna düşürülen insanları bir arada gözlemleme fırsatını bulmasıdır. Sürgün hiç kimsenin isteyeceği bir durum değildir; hastalıklar, kaos, şiddet, kirlilik insanın kaçtığı her şeyi bünyesinde barındırır. Fakat Dostoyevski gibi insanları gözlemlemede usta ve iştahlı bir insan için bütün bunlar bir fırsat ve şans anlamı taşır. Nitekim de bu şekilde olmuştur. Sibirya sürgünü Dostoyevski’nin edebi anlamda olgunlaşmasında ki en büyük etkendir. Bu sebeple burada yaşadıklarını, hissettiklerini, gözlemlerini, aldığı notları tam olarak bilmeden 1859 tarihinden sonra yazdığı hiçbir romanı tam olarak anlamak, yorumlamak imkânsızdır. Yarattığı karakterlerin birçoğu o dönemdeki gözlemlerinin bir yansımasıdır. Dostoyevski, Amcanın Düşü adlı romanında taşra toplumundaki ahlak anlayışını yerer. Mordasov adlı kasabada geçen olaylar günümüzden bile birçok ahlak yozlaşmasını gözler önüne serer. Eleştirdiği ahlak anlayışını ve siyaseti çoğunlukla başkarakteri Marya Aleksandrovna üzerinden anlatır. Marya kendini soylu gibi hisseden bir taşra kadınıdır. Romanın henüz ilk sayfasında Marya’yı şöyle anlatır: ’Marya Aleksandrovna dedikoduya son derece meraklıdır; o kadar ki, gündüz bir haber duymamışsa gece gözüne uyku girmez. Ama takındığı tavırlar yüzünden, onun dünyanın değil de, Mordasov’un baş dedikoducusu olduğu kimsenin aklından geçmez. Tam tersine huzurunda sanki bütün dedikodular yok olur, dedikoducular onun karşısında, öğretmenin önünde kızarıp bozaran öğrencilere döner, sözlerini
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,340 okunma