Mine Kayahan

Ekonomik kriz nedeniyle her geçen gün daha da kesinleşen var olma mücadelesi, vahşileşen politik hayat... İşte karakterin olgunlaşmasına ve gerçek bir kültür yaratma arzusuna düşman olan bu etkenler çağımızın vahşi, materyalist ve sahte olarak damgalanmasına yok açıyor. Düşünsel çalışmanın her alandaki uzmanlaşma, fikir işçisi ile uzman olmayan arasındaki uçurumu her geçen gün daha da büyüterek, ulusun bilim ve sanatın başarılarıyla filizlenmesi ve zenginleşmesini giderek güç hale getiriyor.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"İnsanın gerçek değeri her şeyden önce kendi kendisinden özgürleşmeyi ne ölçüde ve ne anlamda becerebildiğiyle belirlenir."
İnsan özgürlüğüne kesinlikle inanmıyorum. Tüm davranışlarımız yalnızca dış baskılarla değil, aynı zamanda içsel zorunluluklar tarafından da yönlendirilir. Schopenhauer'in "İnsan arzu ettiği gibi davranabilir, ancak arzu ettiği gibi arzu edemez."
Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi(acı) de yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir. 'Acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!...
"Ona olan aşkım ise toprağın altındaki ölümsüz kayalara benziyor: görünüşte pek hoşa gidecek bir yanları yoktur ama gereklidirler."