Ekonomik kriz nedeniyle her geçen gün daha da kesinleşen var olma mücadelesi, vahşileşen politik hayat... İşte karakterin olgunlaşmasına ve gerçek bir kültür yaratma arzusuna düşman olan bu etkenler çağımızın vahşi, materyalist ve sahte olarak damgalanmasına yok açıyor.
Düşünsel çalışmanın her alandaki uzmanlaşma, fikir işçisi ile uzman olmayan arasındaki uçurumu her geçen gün daha da büyüterek, ulusun bilim ve sanatın başarılarıyla filizlenmesi ve zenginleşmesini giderek güç hale getiriyor.
İnsan özgürlüğüne kesinlikle inanmıyorum. Tüm davranışlarımız yalnızca dış baskılarla değil, aynı zamanda içsel zorunluluklar tarafından da yönlendirilir.
Schopenhauer'in "İnsan arzu ettiği gibi davranabilir, ancak arzu ettiği gibi arzu edemez."
Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim.
Dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi(acı) de yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir.
'Acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!...