Etrafındaki her şey sahteydi. Elini neye uzatsa toza dönüşüyordu. Dünya kavraması, yakalaması imkânsız, ufalanan bir nesneydi. Boşluktan boşluğa düşüyordun. İçinde her yere götürdüğün bir çuval karanlık taşıyordun. Doktor Otternschlag da dünya kendisine benzeyenlerle dolup taştığı halde, en derin yalnızlığın içinde yaşıyordu işte…
Kırmızı uçurtmam havalandı şehrin kirli gökyüzüne
Kırmızım fazla kızıl bulundu herhalde
Bir taş fırlatıldı uçurtmaya doğru, bana değdi
Sımsıkı sarıldığım oyuncak ayıma değdi
Ama
Alım alsa morum da menekşe
Mavim çivit
Yeşilim zümrüt
Sarım bozkırdan
Camgöbeğim Akdeniz
Turuncudur tepemizde güneşimiz
Ya hep beraber
Ya hiçbirimiz
Gök kubbenin altında herkese yer var mı anne?
Bana da var mı?
Bize de yer var mı?
Kirli şehirlerde gökkuşağını da vururlar mı?