Ne okudum ben? Elimde günlerce sürüncemeleri oynadı, başlarında yordu, ortalarında şaşırttı, sonunda büyüledi. Ah Tanpınar! Ne muazzam bir eser bırakmışsın bizlere. Fertten topluma, toplumdan ulusala, ulusaldan evrensele bir eser ulaştırmış. İçime biraz olsun Tanpınar sirayet etmiştir umarım baştan sona, ‘zaman’ telakkisi, Şark ve Garp çatışması…
Eser 1961 yılında Remzi Kitapevi’den çıkmış, dört bölümden oluşmaktadır.
Bu bölümlerde ‘Tanzimat öncesi,’ ‘Tanzimat Dönemi,’ ‘Meşrûtiyet Dönemi,’ ‘Cumhuriyet Dönemi’ biçiminde işlenmiş. Kitaptaki her karakterin,(giyiminden düşüncesine kadar) dönemlerle ilgili ‘İroni’ dediğimiz ‘alaycı’bir üslup kullanılmış. Ben hâlâ halasının cenazesine ve baldızının sesine kahkahalarla gülüyorum Kara mizah dedikleri bu olsa gerek:)) O dönem insanın Batı kültürü karşısında, hem bireysel hem toplumsal olarak çelişki içerisinde kalıp kendi kültürüne ve karakterine çoğu şeyin ters gelmesini bireyden topluma hiciv eleştirisi niteliğinde aktarmış. Saatçi Nuri Efendi’nin geleneği, Halit Ayarcı’nın ise, yeniliği, dinamizmi, gelişimi yansıtması ikisi arasında kalan Hayri İrdal’ın hem eskiye özlem çekip ama yeniyi de istemesi,Doktor Ramizse Freud’un Psikanizi yansıtması gibi… Ben çok keyifli bir şekilde okudum, başlarında gerçekten çok yordu ama ikinci kısımdan itibaren elinizden bırakamıyorsunuz. Tanpınar kitaptaki her cümleyi sık eleyip ince dokumuş resmen. Diline gelirsek eğer Arapça ve Farsça kelimeler mevcut fakat cümlenin akışına göre bağlayınca zorlanacak ya da sıkıcak cinsten değil. Toplumumuzdaki Batılılaşma kavramını merak edenler severek öneriyorum, yarım bırakan çok olmuş ama sabırlı davranıp okunur ve ironi olduğunu bilerek devam ederseniz çok keyif alacaksınız ve iki, üç kere daha okunması gerektiğini düşünüyorum hepinize iyi