Göze görünen her şey bir serabı andırıyordu, deniz ve kara düşsel bir havaya bürünmüş, kimi yerde keskin çizgiler hakimken kimi yerde bulanık hayaller peyda olmuştu. Belki de bu nedenle Körfez halkı içlerine doğan, hayallerinde canlanan şeylere kolayca inanırken gözle görülene inanmıyorlar, bir şeyin uzaklığını, biçimini ya da yerini kestirmek gerektiğinde gözlerine güvenmiyorlardı.