Öylesine bir okur

Puan vermedi·192 syf.··
3 günde okudu
·
2026 29. kitabı
Jim Crace
6.5/10 · 13 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 18:51
"Çünkü insanlar da ağaçlar gibidir. Onların da mevsimleri vardır onlar da başka yere dikilince tutmazlar." (S.134) "Dış dünyanın istediği tek şey özgürce yumruk atmak, ezmek, vurmak ve yaralamakmış. Hangi konuda olursa olsun. Bu darbeler ister kazlara, ister kulübelere, köpeklere, çocuklara indirilsin, hiç önemi yokmuş, önemli olan darbe indirilmesi, keyfi kavga çıkarılması, bora gibi esip gelen güçlüklerle insanların tarihini ansızın tersine döndürmekmiş." (S.116) Taşların Dil'i ilginç bir konusu olan kitaplardan. Taş devrini anlatmayı düşünmek sanırım çok da herkesin aklına gelebilecek bir fikir değil. Yazar, taş devrinde deniz kenarındaki bir kasabada, taşçılıkla uğraşan insanların arasında, aslında çok da o topluma ait olmayan bir adamın çocuğunun dilinden o adamı ve kasabayı anlatıyor. İlginç yerlerden biri de çocuğun bu adamı yani babasını anlattığı yerlerden sonra babasıyla arasındaki ilişkinin adı konulduktan sonraki kısmı bu kez babasının ağzından bilinçakışı ile anlatmaya başlaması oldu. Ben şiirsel anlatımlardan çok hoşlanmadığım için kitabın dilini biraz ağdalı buldum. Bence çok basit bir konu uzatıldıkça uzatılmış. Dolayısıyla akıcı bir kitap olduğunu söyleyemem. Ama taş devrinden bronz çağına geçilmesi ve toplumun iki yüzlülüğünü anlattığı kısımlar hoşuma gitti. Kitabın ana karakterinin hikaye anlatıcılığı bana Çağan Irmak'ın Ulak filmini anımsattı. Daha önce hiç taş devrindeki insanlara dair bir kitap okumadığım için farklı bir okuma deneyimi oldu ama subjektif olarak beğendiğim bir tarz değildi. İlgilisine tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim.
Taşların DiliJim Crace · Dedalus Kitap · 202613 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
" Her türlü grup, örgüt, dernek, cemaat fikrinden yani meslekleri,ortak zevkleri ya da başka bir takım saplantıları nedeniyle bir araya gelen bütün o garip yaratıklardan nefret ediyorum. Bu yığınların birçok gülünç ortak özelliği vardır: İnsanlar birbirini tekrarlar, aynı üslubu kullanır, diğerlerinden üstün olduklarına inanırlar." (S.19) Kitap bir cinayetin öyküsü diye başlıyor. Ressam olan katil, bir sergisinde, Maria isimle kadının resimlerinden birine çizdiği bir pencereye kendisi gibi baktığını fark edince onu takıntılı hale getiriyor ve kitabın en başından itibaren o ressmanın kadını nasıl öldürdüğüne giden yolculuğa eşlik ediyoruz. Sabato, katilin zihninden anlatıyor her şeyi ve bence bu kadar takıntılı bir kişilik ancak bu denli iyi anlatılabilirdi. Çok rahatsız edici bir adamı çok başarılı anlattığını düşünüyorum. "Bedensel birleşmeyi gerçek aşkın bir garantisi olarak algılıyordum." (S.68) Rahatsız edici ama çok severek okuduğum bir kitaptı. Okunulası bir yazar keşfettiğimi hissediyorum. Keyifli okumalar dilerim.
TünelErnesto Sabato · Can Yayınları · 20261,063 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
·
2026 28. kitabı
Ernesto Sabato
8.1/10 · 1.063 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 27. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 18:46
Ama istemiyorum,istemiyorum bu kuraklığı: faturalarımızı ödediğimiz tezgahlardaki şaşı bakan teyzelerin bakışlarındaki kuraklığı,gözlerinde sayılar olan su sayaçları,üzerimize yağan etiket yağmurunu..." (S.124) Konuşsam tesiri yok, sussam gönül razı değil bir yorum yapacağım farkındayım Düşünüyorum,bu kitap bla bla ödül listesinde girmese ve öylesine alıp okuduğum bir kitap olsa ne hissederdim diye! Şu yaşıma kadar bilinç akışı ve benzer konularda okuduğum bir dolu kitabı aklıma getirmeyi başardı. Fakat bana ne kattı diye bakıyorum, bir şey bulamıyorum . Bir okur olarak hoşlanmadığım tarzlar var (ki hepimiz için bu böyledir). Mesela çok şiirsel anlatımları sevmiyorum, bilinç akışında tek başına bir karaktere yoğunlaşıp diğer karakterlerin derinlerine girilmemesinden hoşlanmıyorum, sonu aforizmalarla biten anlatımlar da pek bana göre değil. En önenlisi de bunu da anlatayım, şunu da katayım, günün pirim yapan konusu bu (belki film teklifi gelir buradan) diyerek, türlü gibi konular arasında daldan dala gezilmesini de beğenmiyorum. Bu nedenle Jeanette Winterson'ın dümdüz anlatımını tercih ediyorum. Yazar ve uslübu benim tarzım değil. Başardığı önemli husus ise bana "Souad/Diri diri yanmak" kitabını hatırlatması oldu. (Orada gerçek bir hikaye vardı). Kısacası bu kadar türlü konulu acı benim bünyeme fazla :) Şiirsel anlatım da öyle! Kendi adıma asla "vauvvv" demeyeceğim bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026146 okunma