"Hastayım ama hastalığımın ne olduğunu bilmiyorum. Canım acıyor ama yaralı değilim. Üzüntü içindeyim ama hiçbir koyunumu kaybetmedim. Boynuz yediğim oldu ama asla ağlamadım. Arılar soktu ama asla yakınmadım. Ama bu her neyse, hepsinden beter dokunuyor yüreğime. Evet, Dafnis çok güzel ama çiçekler de öyle. Kavalından çok güzel sesler çıkıyor ama bülbüllerden de güzel sesler çıkar. Oysa bütün bunlarla ilgili tek kelime düşünemiyorum. Keşke kavalı olsaydım da gün boyunca üfleseydi içime. Ah, bir keçi olsaydım da dikkatli bakışları üstümden ayrılmasaydı. Ah hain sular, yalnızca Dafnis'i güzelleştirdiniz. Bende yıkanıyorum içinizde, hiçbir şey olmuyor. Ben kaybolup gittim, sevgili Nemfler ve siz yanıbaşınızda büyüyen bu kızcağızı kurtarmak için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Yok olup gidersem kim taçlar örecek size? Zavallı kuzulara kim göz kulak olacak? Vızıltısıyla beni uyutsun diye yakalamak için onca uğraştığım ağustosböceğine kim bakacak? Şimdi uyanığım, öylece yatıyorum ve ağustosböceğinin şarkısı hiçbir işe yaramıyor."