Gülfer YÜCEKUL

Gülfer YÜCEKUL
Long Live Heavy Metal
SİLİNMİŞ SAHNELER - Hakan BIÇAKÇI
Ben nefesimi ona uydursam? Onunla aynı tempoda soluk alıp versem? Ölümümü hızlandırır mıydım? Sanki alıp vereceğimiz nefes sayısı baştan belliydi. Geri sayım. Süreyi uzatıp kısaltmak bizim elimizdeydi. Bunları düşünürken nefes almayı neredeyse bıraktığımı fark ettim.
Kedi Ece·Kitabı okudu
Reklam
SİLİNMİŞ SAHNELER - Hakan BIÇAKÇI
Eski Beyoğlu’na özlemle… “Sokağa atılmış bira kokan masalarda, müdavimlerle dolu kafelerde veya bazısı inanılmayacak derecede iyi, bazısı akıl almaz derecede kötü canlı müzik yapan gruplarla dolu barlarda. Hatırladıkça genişlemeye başlayan tüm bu anılar başka bir zamana ait. Ve başka bir ülkeye sanki.”
SİLİNMİŞ SAHNELER - Hakan BIÇAKÇI
Beni bana anlatan bir bölüm olmuş bu, her an ağrımaya müsait kafamla bazen Psyduck der eşim bana: “Kendimi yorgun hissediyordum. Başım da ağrıyordu. Ağrımaya müsait bir kafam vardı. İki kadeh bir şey içsem, hava hafif yağmurlu olsa, biraz yorulsam, az uykusuz kalsam hemen şakaklarım zonklamaya başlıyordu.”
SİLİNMİŞ SAHNELER - Hakan BIÇAKÇI
Arkasında aydınlık dairesi, önünde karanlık apartman boşluğu. Ters ışıkta. Bir an için eski bir Iron Maiden konserindeki Bruce Dickinson’ı görüyorum karşımda. Dar, bordo deri pantolon. Kalın, taşlı kemer. Kâkül kesilmiş, kestane rengi uzun saçlar. Kolsuz, leopar desenli bluz. “Run to the hills!” diye ortalığı inletmeye hazırlanıyor sanki gürül gürül bir sesle.
HAYRİYE HANIM’I KiM ÇALDI? - Figen ŞAKACI
“Mezarlığa camideki kalabalığın ancak yarısı geldi. Rüya insanlar dağılırken ve kimseler görmeden Mert’in toprağına bir göz kalemi koyup üzerini örttü. Şu kadarcık zamanda ışıyıp kaybolan, birine anlatmak istese nereden başlayacağını bilemediği yüklemsiz bir cümle olmuştu Mert.”
Reklam