Tarzlardaki farklılığın hiçbir anlam ifade etmediği ,hem halktan hem yüksek sosyeteden kimi cahiller hariç , insanları yaklaştıran şey, fikirlerin ortak oluşu değil ,anlayışların akraba oluşudur.
Dürtülerimiz açlık, susuzluk ve arzuyla sınırlı kalsaydı, az çok özgür olabilirdik . Oysa esen her rüzgâr, rasgele bir sözcük ya da o sözcüğün çağrıştırdığı bir imge bizi duygulandırır .
Sevgili dağlar ! Güzel gölüm ! Bu avare dostunuzu böyle mi karşılıyorsunuz ? Zirveleriniz aydınlık, gökyüzü ve göl mavi ve dingin. Huzurun habercisi mi bu , yoksa mutsuzluğumla alay mı ediyorsunuz ?
Deniz kıyısında koşan Ala Köpek
Sana geliyorum, yapayalnız
Orhan Atam yok,
Babam Emrayin yok ,
Akam Mılgın yok,
Nerede olduklarını gel bana sor,
Ama bırak da önce kana kana su içeyim.