Baran

Baran
@Mirooooo
Hîn dibim, jîn dibim û dîn dibim..! 1:4=1 ji bo azadî....
"Dünyanın bütün karıncaları birleşirse”
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2021 88. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 14:27
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca romanının içinde barındırdığı fil(4 devlet) ve karınca(4 parçaya bölünmüş Kürtler) unsurları tamamen semboliktir. Roman içerisinde sömürgecilik ve sömürülme, toplumların nasıl asimile edildiği, nasıl yozlaştırıldığı, nasıl benliklerinin unutulduğu üzerine oldukça net bilgiler vardır. Bir dilin, o dili konuşan toplum için ne kadar önemli olduğunu, emperyalist sistemin köleleştirmek istedikleri toplumlar üzerinde nasıl oyunlar oynadığını fil ve karınca savaşında açık bir şekilde görebilmekteyiz. Romanda Filler sultanı ve filler; emperyalist düzeni sembolize ederken, Karıncalar; ezilen ve sömürülen toplumları sembolize eder. Karıncalara karşı yürütülen sömürü politikalarının ilk adımı karıncaların ülkelerini yerle bir edip onları kıyımdan geçirmek, korku üretip itaat etmelerini sağlamaktır. Korku en büyük tutsaklıktır. İkinci adım onlara karınca olduklarını unutturmak için dillerini yok etmektir. Bunun için fil okulları kurarlar ve karınca dilini yasaklarlar. Üçüncü adım ise karıncaları kendi içlerinde bölerek birbirlerine karşı kışkırtmak öfke uyandırmak. Dördüncü adım karıncaların neyi doğru bulacaklarına, neye inanacaklarına onların yerine karar vermektir. Düşünmemelerini sağlamaktır. Düşünmek tehlikelidir çünkü özgürlüğün ilk adımıdır. Ancak karıncalar Kırmızı Sakallı Topal Karınca öncülüğünde birleşir ve filler sultanlığını devirir.Kırmızı Sakallı aynı zamanda bir demirci ustasıdır, Mezopotamya’da zulme direnen demirci Kawa’yı anımsatır. Ve tıpkı demirci Kawa’nın Asur kralı Zalim Dehak’a karşı zafere ulaştığında yaptığını yapar. Şehrin etrafındaki yüksek dağlarda ateşler yakar. Dumanlar yükselir. Bunun anlamı saraylarının çöktüğü, zalimlerin yenildiği zulmün bittiğidir.Newroz' dur. Özgür, eşit, kardeşçe bir yaşamın
Filler SultanıYaşar Kemal · Toros Yayınları · 199415,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·50 syf.··
2021 52. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 16:26
Ülkesindeki savaştan kaçarak İsviçre’ye sığınan Ferdinand, eşi Paula ile birlikte Zürih’te yaşamakta. Sanatına burada devam etmektedir. Her ne kadar Zürih’te özgür bir yaşam sürüyor olsa da; Ferdinand, kendisine ülkesinden gelecek savaş çağrısının tedirginliğini yaşamaktadır. Bu düşünce onun ve eşinin huzurunu kaçırmaktadır.  Çok geçmeden beklenen olur. Kendisini birliğine teslim olması için davet eden mektup gelir. Kendisini konsolosluğa çağırır. Mektubun gelmesinden sonra Ferdinand “ÖZGÜRLÜK” ile “MECBURİYET” arasında kalır. Özgürlük eşidir. Mecburiyet ise inanmadığı savaş… “Özgürlük” Ferdinand’ın tek isteği. Ancak savaşları başlatan o uğursuz makinenin özgürlük dağıtmak gibi bir derdi yok. Ferdinand, o dehşet saçan makine için diğer insanlar gibi sadece bir sayıdan ibaret.  Bütün hikâye boyunca Ferdinand vatanını, aslında kendisini arıyor. Yaratılmış benliği ile inşa etmeye çalıştığı benliği de ülkesi gibi savaştadır. Korkmayan, öldüren ve ölebilen bir erkek olmak istemediğini içindeki erkeğe itiraf etmek ancak eşi Paula’nın kendinden emin,  savaşa karşı duruşuyla ara ara mümkün olmaktadır. Haklı – haksız, doğru – yanlış olgularından ziyade kitapta yer alan şey, seçim yapmanın zor olduğu durumlarda insanın içinde bulunduğu ruh halinin tasviridir.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2021 51. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2021 15:17
İçinde birbirinden bağımsız beş öykü bulunuyor. Tek ortak noktaları ise hepsinin bir şekilde ölümle bitmesi. Kitap genel olarak sevgi üzerine kurulu ve insanın kalbinde yatan derin sevgi saplantılı bir hale dönüştüğünde onların başına umulmadık olaylar açabiliyor. Karakterler sevgiye hayatlarından soyutlanacak kadar hastalıklı yaklaşıyorlar. Ne kadar akıcı ve özgün olsalar da insanın ruhunu karartan, mutsuz eden, umudunu kıran bir yönü var öykülerin. Hele de arka arkaya okunduğunda...
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2021 50. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2021 14:23
Tıpkı Frankz Kafka‘nın Dönüşüm hikayesindeki Gregor’un bir böceğe dönüşmesi gibi… Şaşalı hayatlar sonrası gelen çöküş ve sonrasındaki hiçlik. İktidar hırsı ile ülkeyi felakete sürükleyen bir soylunun, saraydan kovulması ve taşradaki sürgün günlerinde yaşadığı ruhsal bunalım... Darısı reisin başına :-) Kitabın sonundaki söz de aslında bu hikayeyi özetler niteliktedir; “Dünya tarihi, davetsiz misafirlere hoşgörü göstermez, kendi kahramanlarını kendisi seçer ve ne kadar çok çabalarsalar çabalasınlar o makama çağrılmayanları amansızca kovalar, kaderin arabasından yolda giderken düşen birisi bir daha asla onu yakalayamaz.”
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma
Belirsizliğin Dehşeti!
Puan vermedi·80 syf.··
2021 49. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2021 15:55
Zweig, eserlerinde insana dair duyguları sıradan karakterlere uç boyutlarda yaşatarak enteresan bir dil ve anlatım tarzı ile karşımıza çıkmakta. Her bir kitabında konu aldığı duyguyu adım adım işleyerek öyle bir şekilde anlatır ki, okuyucuya iz bırakan, kendi ile kıyaslama yaptıran ve hayatını ayna gibi yansıtan bir eser haline dönüştürür. Zweig' in bu eserini diğerlerinden farklı kılan ise işlediği konu olarak Korku duygusunun diğer duygulardan farklı yönü: Olabildiğince etkili ve şiddetli oluşu. Bu bakımdan 'Korku', aldatan bir kadının hikayesi gibi görünse de yalnızca o kadar değil. Kitabın ana karakteri İrene, burjuva yaşamının içinde doğmuş, sıradan bir evlilik yapmış, evli ve iki çocuklu varlıklı bir kadındır. Monoton bir sıkıcılığın içinde sıkışıp kalmış Irene, bir gece gittiği davette tanıştığı piyanist Eduard ile birlikte olmaya başlar. Amacı sıkıcı hayatına renk ve heyecank katmaktır. Çünkü Eduard a karşı özel bir ilgi ve aşk hissetmiyor. İrene için yaşadığı bu ilişki basit bir değişiklik ve burjuva yaşam sıradanlığından bir kaçış olmanın ötesinde bir anlam ifade etmiyor. İrene'i asıl endişelendiren ise yakalanma korkusu: Böyle bir duruma yabacı oluşu ve getireceği belirsizlikler... Korktuğu başına gelir ve yaptığı kaçamakta 'Benim sevgilimi elimden aldın.' diyen bir kadına yakalanır. Bu kadın İrene'i şantaj eder ve her seferinde para istemeye başlar. Şimdiye kadar hiç bilmediği 'Korku' duygusu içinde çaresizlik içinde yalpamaya başlar. Daha önce sıkıcı bulduğu yaşamını kaybetme korkusu, hayatının altüst olacağı korkusu, ifşa edilip rezil olma korkusu. Herşeyin mekanik bir düzende yaşandığı yaşamından kopup, içine düşeceği belirsizliğin korkusu... Ahlaki ve vicdani sorgulamalar, Irene’in çektiği vicdan azabı ve korku ile çekilmez hale gelen günleri, bu
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma
Reklam