"Sen beni bir tut mesela, ben sana taş olurum. En iyisi, bir deniz kenarında at sen beni. Dans ederken ölümü bulmuş gibi, iki kere sekeyim, üçüncüde düşeyim. Uykuya dalar gibi ineyim derinlere. Kumların içine gömülüp kalayım öyle. Bin taş olsun yanımda, benden hariç bin taş. Mezolitik çağdan neolitik çağa geçsin ister tekmili, ben kımıldamam, yerimde ağırım Muazzez. Suyun dibine gelmesen de olur, yüzünden geç bana yeter. Her dalgaya sen derim. Konuşanlar çok oluyor, gemidir derler, rüzgardır derler, suya yağmur düşmüştür, bir balık oynamıştır, ona titremiştir su derler. Kabul etmem. Hiç mi kelebek etkisini falan duymadın biraderim, Muazzez camdan bakarken esnemiştir, onun nefesi perdeye değmiştir, perde pencereyi itmiştir, bir aralık olmuştur, ordan bir kuş geçmiştir, yel kanada değmiştir, kuş uçup denize varmıştır, bir yudum su almıştır, orada deniz titrediyse demek, ben onu hissetmişimdir derim. Uykun geldiyse yat istersen Muazzez, esneme oralarda, titriyorum su altında."