Kendi içime dönme yolcuğunda birçok kitaba sarıldım. Birkaç kitap aldım ve yolculuğuma başladım Rilke’nin Franz kappus’ a yazdığı mektuplar onu anlaması anlama çabası sağladığı motivasyon onun hassas ruhu beni sarıp sarmaladı. Çünkü ben de şu an kappus’un bulunduğu ruh haline sahip biriyim hayatın anlamı sanatımı yapabilme arzusu, kendi sanatını ne yöne çevireceğini anlattığı on mektuptan oluşan bu eser sabrın ve insanın her durumda yalnız olduğunu dönüşünün yine kendi özüne olduğunu da anlayabiliriz. Rilke hep merak ettiğim bir kişilikti salome’u okurken bir yandan onu okudum müthiş bir ruha sahipler. Rilkenin benzer şeyler yaşayıp teselli etmesi aslında kendisinin de çoğu zaman başa çıkamadığı şeylere sabır göstermesi gerektiğini de vurgular. Bu on mektupta çok şey anlatmış özbenlik ve özşefkat duymak yalnızlığımıza bile çünkü özlük buradan geliyor kendini bulmaktan.” Kimse size akıl veremez, yardım edemez, kimse. Kendi içinize gidin. Size yazmanızı buyuran o nedeni araştırın; bir bakın bakalım köklerini kalbinizin en derinlerine mi salıyor; yazmaktan yoksun bırakılsanız, yaşayamaz ölür müsünüz, itiraf edin bunu kendinize.”
Mektuplarını benim kıyılarıma bırakılmış şişeler gibi okudum. Sevmeyi yalnızlığı sevmeyi öz-benlik olgusunu sanatın eleştiriyle değil sevmeyle adil kılınabileceğini öğretti hassas ve kırılgan ruhuyla ruhuma dokundu. Bu denize bırakılmış mektupları ara ara okumak benliğime iyi gelecek öğütlerini dinlemek. Taşınması güç olan yalnızlığıma ışık tutacak. Rilkeyle tanışma yolculuğuma şahit oldunuz. Tanışmakla kalmayıp diğer eserlerini de okumak istiyorum fakat ben de onun kadar fakir ve kırılganım:)