Lord Henry onu gizli bir hazla seyrediyordu. Basil Hallward'ın stüdyosunda tanıştığı o utangaç,ürkek çocuktan nasıl da farklıydı. Tabiatı bir bitki gibi serpilmiş, kan kırmızısı çiçekler açmıştı. Ruhu saklandığı yerden çıkmış, yolda arzularıyla karşılaşmıştı.
Her mükemmel varlığın ardında da mutlaka bir trajedi vardı. Sanki en sıradan çiçeğin açması için bile dünyanın şiddetli doğum sancıları çekmesi gerekiyordu...