Günümüzün insanlarının akılları, fikirleri makinede, bilim buluşlarında, servette, tabiat kuvvetlerini elde etmekte, dünyada yeni topraklar araştırmaktadır. Artık sanatı, öteki asırlarda olduğu gibi, hayati bir ihtiyaç, manevi bir gereklilik saymıyorlar. Çoğu, sanatı henüz meslek olarak yürütmekte, onunla meşgul olmaktalar, ama bunun gerçek sanatla bir ilgisi yoktur. Yani demek istiyorum ki, bunu, taklit hevesinden, geleneklere bağlılıktan, gösteriş ve lüks merakından, tembellikten, bir çeşit fikir oyunundan, modaya uymak için ve birtakım hesaplardan yapmaktadırlar. Alışkanlık ve züppelik onları henüz yakın geçmişin havası içinde yaşatıyor ama, aydınların ve halkın çoğunluğu, sanat için artık içten ve sıcak bir ilgi duymamaktadır, onu nihayet bir eğlence bir vakit geçirme, bir süs saymaktadır. Yavaş yavaş spor ve makineye meraklı, daha samimi, daha sinik, daha da kaba yeni kuşaklar, sanatı, geçmişin anlaşılmaz ve lüzumsuz hatıraları olarak müzelere, kitaplıklara koyacaklardır.